Bayram Uzunoğlu

Bayram Uzunoğlu


Tatil Toplumundan Üretim Aklına Geçiş!...

25 Mayıs 2026 - 14:34

Bugün Türk dünyasının haritasına baktığımızda, coğrafi genişliğimiz kadar takvimlerimizi dolduran bayramların, anma günlerinin ve festivallerin çokluğu da dikkat çekiyor.
At festivallerinden kavun günlerine, bitmek bilmeyen resmî tatillerden uzatılan köprü günlerine kadar adeta "kutlamalar sarmalında" yaşayan bir kültürün içindeyiz. Elbette köklü tarihimiz, milli bağımsızlık mücadelemiz ve inançlarımız her zaman başımızın tacıdır; onlara hürmetimiz sonsuzdur.
Ancak acı bir gerçekle yüzleşmek zorundayız: Sadece geçmişi kutlayarak, geleceğin muasır medeniyetler seviyesine ulaşamayız.
Zaman, geri dönüşü olmayan ve yerine ikame koyamayacağımız tek sermayemizdir. Ne yazık ki bizler, bu en değerli sermayeyi üretim bandında değil, takvim sayfalarındaki tatil ilanlarında harcıyoruz.
Almanya Nasıl "Almanya" Oldu?
İkinci Dünya Savaşı’ndan çıktığında taş taş üstünde kalmamış, fabrikaları yerle bir olmuş bir Almanya, bugün dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biriyse, bunu "Disiplin" ve "Çalışma Seferberliği" kavramlarına borçludur.
Almanlar, yıkılmış kentlerini bitmek bilmeyen tatillerle değil; Gece gündüz demeden, rasyonel bir planlamayla çalışarak ayağa kaldırdılar. Onların lügatinde zamanı boşa harcamak, ekonomik bir intiharla eş değerdir.
Bizim içimize bir şekilde sirayet etmiş olan bu "çalışmazlık" virüsü ve rehavet kültürü, ne yazık ki bizi ekonomik olarak sarsıyor, küresel rekabette geriye düşürüyor. Üretmeyen, sürekli tüketen ve dinlenen bir toplumun ekonomik bağımsızlığını tam anlamıyla ilan etmesi mümkün değildir.
Tatil Günleri Rasyonelleştirilmeli
Gelişmiş bir sanayi ve teknoloji ülkesi olmak istiyorsak, ilk reformu takvimlerimizde ve zihniyetimizde yapmak zorundayız:
**Tatil Enflasyonuna Son Verilmeli; Dini ve milli değerlerimizi elbette yaşatacağız. Ancak bir günlük bayramı idari izinlerle dokuz güne çıkaran, üretimi neredeyse iki hafta boyunca felce uğratan "köprü günleri" uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir.
**Kutlama Kültürü Üretimle Birleştirilmeli; Bayramlarımızı çalışmayı tamamen durdurarak değil, belki de o güne özel üretim rekorları kırarak, ürettiklerimizi dünyaya sunarak kutlamayı öğrenmeliyiz.
Zamanımız Boşa Geçiyor! Çözüm Çalışma Seferberliği
Ülke genelinde topyekûn bir Çalışma Seferberliği ilan edilmesinin vakti gelmiştir, hatta geçmektedir.
Fabrikalardan tarlalara, şantiyelerden AR-GE merkezlerine kadar her alanda vites yükseltmeliyiz.
Mühendisimiz daha çok çizmek, işçimiz daha çok üretmek, bürokratımız daha hızlı çözüm üretmek zorundadır.

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un o güne kadar yıkılamayan surlarını aşmak için sadece dönemin ünlü döküm ustası Urban’a sipariş verip köşesine çekilmedi.
Tarihi kaynaklar nettir.
Surları dövecek olan o devasa Şahi toplarının balistik hesaplamalarını, menzil formüllerini ve döküm detaylarını bizzat Fatih çizdi.
Haliç’teki Bizans gemilerini vurabilmek için surların arkasından aşırtma atış yapacak sistemi, yani bugünün modern havan topunu dünyada ilk kez o tasarladı ve şantiyede uygulattı.
Bir gecede gemileri karadan yürütürken kullanılan o devasa ahşap kızaklar, sürtünmeyi sıfırlamak için tonlarca zeytinyağı ve donyağı ile kurulan o lojistik hat, dönemin en büyük makine mühendisliği operasyonuydu.
Fatih, çağının teknolojisini sadece kullanmadı; O teknolojiyi bizzat üretti, geliştirdi ve yönetti.

Unutmayalım ki, kalkınma ajandası tembelliği affetmez.
Küresel ekonominin bu kadar sert rüzgarlar estirdiği bir çağda, bizim kaybedecek tek bir dakikamız, boşa geçirecek tek bir iş günümüz bile yoktur.
Gelecek, çok uyuyanların ve çok tatil yapanların değil; zamanı üretimle taçlandıranların olacaktır.


 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum