Bayram Uzunoğlu

Bayram Uzunoğlu


Havza'nın Altındaki Saatli Bomba!...

03 Haziran 2026 - 12:19

Samsun'un Havza ilçesinde yıllardır göz göre davetiye çıkarılan, bilimin ve tekniğin sesine kulak tıkanarak körüklenen bir doğa katliamının ve idari aymazlığın anatomisini konuşacağız bugün.
Konumuz; Hafızası silinmeye çalışılan, üzeri betonla boğulan ve her yağmurda ilçeye kâbusu yaşatan Hacıosman Deresi.
Tarih sayfalarını biraz geriye, yaklaşık 30 yıl öncesine saralım.
Yıl 1989... Havza Belediyesi, akıl ve mantık sınırlarını zorlayan bir kararla Hacıosman Deresi'nin üzerini ve çevresini betonlaştırarak kapattı.
Dere, doğasına aykırı bir şekilde adeta "mansabı olmayan" (çıkışı kesilmiş) kör bir kanal haline getirildi.
Yetmedi; 1980'li yıllarda bu dere yatağının kapatılan 1 kilometrelik kısmı üzerine 56 dükkân ve 5 adet çok katlı bina dikildi!
Dere yatağı adeta bir rantiye alanına dönüştürüldü, vatandaşlara satıldı.
1990'lı yıllara gelindiğinde ise bu akıl tutulması resmileştirildi; Kadastro işlemleri tamamlanıp tapuları dağıtıldı.
Doğa, kalemi eline alan bürokratların ya da vizyonsuz siyasetçilerin çizdiği imar planlarına itaat etmez.
Nitekim çok geçmeden, 1998 yılında Havza o devasa sel felaketiyle sarsıldı.
Güneye ters akan Tersakan Çayı, biriken rüsubat nedeniyle suyu geriye doğru şişirdi; Çıkış yolu bulamayan Hacıosman Deresi, ilçeyi yuttu.
1988'de ne yaşandıysa, 1998'de de o yaşandı.
Cumhuriyet Meydanı, Çay ve Bahçelievler mahalleleri sular altında kaldı.
Peki, bu büyük felaketten ders alındı mı?
Ne gezer!
28 Yıllık Kulak Tıkanıklığı ve 13 Mayıs 2026 Felaketi
O büyük selin üzerinden tam 28 yıl geçti.
Çeyrek asırdan fazla bir süre boyunca ne bilimin sesine kulak verildi ne de teknik bir önlem alındı.
Ve kronometre yeniden işledi;
13 Mayıs 2026.
Daha birkaç hafta önce Havza, yine aynı makus kaderi yaşadı.
Cumhuriyet Meydanı yine göle döndü, esnafın ve mahallelinin emeği yine sulara gömüldü.
Tek tesellimiz can kaybının olmamasıydı. Ancak felaketin ardından sorumluluk makamında oturanların takındığı o "pişkin" tavır, yükselen sulardan çok daha fazla can yaktı.
Görevi felaketi önlemek olan yetkililer, her zamanki gibi olayları sadece şehirleştiler düzeyinde.
Bugün kamuoyunun gözünü boyamak için yapılan tek şey ne biliyor musunuz? Kanalın üzerindeki betonun bir kısmını kaldırmak.
Cumhuriyet Meydanı'nı göle çeviren, Çay ve Bahçelievler mahallelerini sular altında bırakan o kirli sular çekildi belki ama Havza halkının yüreğindeki öfke ve adalet arayışı dinmedi, dinmeyecek.
13 Mayıs 2026'da ucuz atlattığımız, tek tesellimizin can kaybının yaşanmaması olduğu o sel felaketinin ardından yetkililerin takındığı "pişkin" tavır, felaketin kendisinden daha yıkıcıdır.
Şimdi, o koltuklarında pişkinlikle oturan idarecilere, yöneticilere ve geçmişten bugüne bu rezalete göz yuman herkese yüksek sesle sorma vaktidir?
Ya can kaybı olsaydı?
O gün sel suları bir canımızı, bir evladımızı alıp götürseydi, kameraların karşısına geçip hangi süslü cümlelerle "kader" diyecektiniz?
Hangi afet bütçesi, hangi taziye mesajı giden bir canı geri getirebilirdi?
Kimin Hakkı Var Bu Halkın Canıyla Kumar Oynamaya?
Soruyorum size?
30 yıl önce, 1989 yılında Hacıosman Deresi'nin üzerini tamamen betonla kapatıp mansapsız, kör bir kanal haline getirenlere, o dere yatağının üzerine 56 dükkân ve 5 katlı binalar dikilmesine izin verenlere hesap sorulmadı diye, bugünkü idareciler kendilerini masum mu sanıyor?
1998 yılındaki o büyük sel felaketinden bu yana tam 28 yıl geçti.
Çeyrek asırdan fazla bir süre boyunca bilimin, tekniğin, mühendislerin çığlıklarına kulak tıkamaya kimin hakkı var?
"Geçmişte yapılmış, bizim suçumuz değil" diyerek işin içinden sıyrılamazsınız. Geçmişin hatasını bilip de düzeltmeyen, o dere yatağını genişletmeyen, yapıların yakınlığını denetlemeyen ve tehlikeyi sadece seyreden her yönetici, bu suçun bugünkü ortağıdır!
Hiç kimsenin, ama hiç kimsenin koltuk sevdası veya siyasi ikbali uğruna Havza halkının canıyla, malıyla, geleceğiyle kumar oynamaya hakkı yoktur!
Sadece Seyretmek Yetmedi mi? Hesap Verme Vakti!
Bugün yapılan ne?
Kanalın üzerindeki betonu göstermelik olarak kaldırmak...
Bu mu sizin mühendisliğiniz, bu mu vizyonunuz?
Dere yatağı genişletilmedikçe, o riskli yapılar tasfiye edilmedikçe makyaj önlemlerle doğayı kandıramazsınız.
Artık sabır taşı çatlamıştır.
Bu ilçeyi yönetenlerin, denetleme yetkisi olup da imza atmaktan korkan bürokratların, "idare-i maslahat" mantığıyla günü kurtaran siyasetçilerin pişkinliği canımıza tak etmiştir.
Buradan açıkça ilan ediyoruz; Bu işin peşini bırakmayacağız!
Havza'nın altını saatli bombaya çevirenlerden, 28 yıldır bu bombanın üzerinde keyif çatanlardan, sorumluluk makamında oturup da felaketi bir film gibi izleyen her bir yöneticiden hukuk önünde de kamuoyu vicdanında da kesinlikle hesap sorulmalıdır.
Canımızı, malımızı sizin ihmaller zincirinize kurban etmeyeceğiz.
Ya görevinizi layıkıyla yapıp o dere yatağını bilimin emrettiği gibi özgürlüğüne kavuşturacaksınız ya da o hesap verme makamına tıpış tıpış geleceksiniz!
Soruyoruz?
Bu yarım yamalak makyaj kime yetecek?

Sadece beton blokları kaldırmak, doğayı kandırmaya yeter mi?
Yetmez!
*Dere yatağının açılan teknik ölçülere uygun şekilde genişletilmesi şarttır.
*O dere yatağının burnunun dibine, üzerine inşa edilen yapıların dereye yakın sınırları açılan denetlenmeli ve radikal kararlar alınmalıdır.
Ancak bakıyoruz ki şu anda kalıcı, radikal hiçbir şey yapılmıyor.
Havza halkının sabrı artık tükenmiştir.
"Kader" diyerek, "Afet" diyerek bu işin içinden sıyrılamazsınız.
30 yıl önce bu dereyi kapatanlardan, 90'larda buna tapu verenlerden ve son 28 yıldır hiçbir bilimsel önlem almayıp koltuğunda sadece seyirci kalan günümüz yetkililerinden artık hesap sorulmalıdır!
Geleceğimizi, evlerimizi ve canımızı vizyonsuz idarecilerin pişkinliğine teslim etmeyeceğiz.
Havza'nın altındaki bu saatli bombayı ya bilimin ışığında tamamen etkisiz hale getireceksiniz ya da o koltukları işi bilenlere devredeceksiniz!

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum