Bayram Uzunoğlu

Bayram Uzunoğlu


Ata Yurdunda Aranan Hasret!...

21 Haziran 2026 - 00:08

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğim Özbekistan ve Kazakistan seyahatlerinden, içimde derin bir hüzün ve boynu bükük bir muhasebeyle döndüm.
Büyük bir heyecanla, "Ata yurduna, köklerimize gidiyoruz" diyerek adım attığım o topraklarda, maalesef zihnimin ve kalbimin aradığı o muazzam medeniyet iklimini, o bildiğimiz, hissettiğimiz İslam sıcaklığını bulamadım.
İslam'ın Sıcaklığı Nerede?
Üzgünüm, hem de çok üzgünüm...

Bugün Özbekistan ve Kazakistan'da başta şahı nakşi bendi ve yedi adet zamanın pirleri tarikat liderleri mevcut ama bu meyanda talebe yetiştirmek yasak bu pirlere ait mekânlar ziyarete, duaya ve ibadete tamamen açıktır.
Ancak, devlet yapısı gereği dinsel faaliyetler çok sıkı bir yasal kontrol altındadır.
Kayıt dışı, yasa dışı veya radikal eğilim gösterebilecek dini yapılanmalara, yasal statüsü olmayan cemaatleşme faaliyetlerine güvenlik gerekçesiyle izin verilmemektedir

Oysa bizler bu coğrafyaların isimlerini duyduğumuzda heyecanlanır, kalbimizi titreten bir aidiyet hissederdik.
Fakat sokaklarına girdiğinizde, insanıyla hemhal olduğunuzda acı bir gerçek tokat gibi yüzünüze çarpıyor!
Yıllarca süren Rus hegemonyası, sadece siyasi bir baskı uygulamamış; insanların zihin dünyasını, yaşam pratiklerini ve en acısı ruhlarındaki o mukaddes sıcaklığı adeta dondurmuş.
Kâğıt üstünde bitmiş gibi görünen o eski rejimin gölgesi, bugün hâlâ o beldelerin sokaklarında sessiz bir esaret gibi geziniyor.
Bir toplumun inanç dünyasının hayata yansıması, o inancın getirdiği ahlak, nezafet ve samimiyetle ölçülür.
Ancak ne acıdır ki, buralarda en temel tuvalet kültürü, temizlik ve hijyen bilinci bile yerleşmemiş durumda.
"Temizlik imandandır" düsturunun hayat bulması gereken sokaklarda temizlik hak getirirken; halkın ekonomik imkânsızlıkların pençesinde kıvranması, küresel boykot markalarının ise adeta ülkelere sponsor olup köşe başlarını tutması içimizi iki kat daha fazla acıtıyor.
İslamî hassasiyetlerin, hayat nizamında kaçıncı sıraya gerilediğini görmek insanı derinden yaralıyor.
Bu manzarayı gördükten sonra, içim burkularak da olsa şu gerçeği haykırmak boynumun borcudur:
Gezip gördüm ülkeler arasında temizliğiyle, düzeniyle, inancının getirdiği o insani hassasiyetlerle en temiz, en yaşanabilir ülkenin hâlâ Türkiye olduğunu gördüm. Ülkemizin, Anadolu toprağının kıymetini dışarıyı görmeden anlamak mümkün değilmiş.
Fakat bu durum bizi sadece kendi evimizde sevinmeye itmemeli.
Çünkü feryadımız büyüktür;
Bugün bütün bir insanlık, emr-i bi'l-ma'rûf'a (iyiliği emretmeye) aç ve susuzdur!
Ata yurdumuzdaki o kardeşlerimiz, İslam'ın o şefkatli, temiz ve kuşanılması gereken gerçek sıcaklığına hasrettir.
Çözüm; köşemize çekilip sadece dertlenmek, üzülmek değildir.
Çözüm, aksiyon almaktadır.
Bu gidişatı tersine çevirmek için çok acil, profesyonel, donanımlı ve organize tebliğ grupları oluşturulmalıdır.
Bu şuurlu kadrolar, organize bir şekilde bu ülkelere gönderilmeli; oradaki insanlara sadece dini ritüelleri değil, temizliği, kul hakkını, boykot şuurunu, emperyalizme karşı dik duruşu ve İslam'ın o kalpleri eriten sıcaklığını yeniden üflemelidir.
İnsanlığın da o mahzun beldelerin de yegâne kurtuluşu, bu kuraklığı bitirecek adanmış bir uyanış hareketindedir.


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum