Emin ÖZTÜRK

Emin ÖZTÜRK


'Ama' nın Ardına Saklanmak!

19 Eylül 2026 - 12:13

“Ben bu şehirde Şampiyonlar Ligi müziği çaldırmak istiyorum. Ama önce taraftar tribünü dolduracak. İnsanlar gelecek, destek edecek. Bunu gördükten sonra ben de gaza geleceğim.”

Ben burada “ama” kelimesine takıldım.

Hem de fena halde…

Çünkü daha önce “ama”sız kurulan cümlelerin, bugün “ama” ile kurulmaya başlanması insanın ister istemez dikkatini çekiyor.

“Şampiyonlar Ligi müziği çaldıracağım ama tribünler dolmalı!”

Biliyoruz ki bir cümle “ama” ile devam ediyorsa, çoğu zaman ilk söylenenlerin hükmü o kelimenin arkasında kalır.

Hatta bazen cümlenin yönünü tamamen değiştirir.

Önce hedefi büyüt…

Sonra başarılı bir kadronun tam ortasına dinamiti bırak.

Oyuncuları birer birer farklı yönlere savur.

Kadroyu yeniden kur.

Takımın saha içindeki dengelerini boz.

Ardından da dönüp,

“Tribünler neden dolmuyor?”

diye sitem et!

Olur mu?

Olur tabii…

Padişahın soytarıya söylediği o meşhur hikâyeyi hepimiz biliriz:

“Bana öyle bir kabahat işle ki, mazeretin kabahatinden büyük olsun.”

Bizimki de biraz buna benziyor.

Samsunspor için tribünleri doldurmuyorsanız, rakiplerin dünya yıldızlarını izlemek için gelin!

İyi de…

Bizim derdimiz dünya yıldızlarını izlemek olsaydı, gider dünya yıldızlarını bünyesinde barındıran takımların taraftarı olurduk.

Bazıları gibi Galatasaraylı olmaktan gurur duyar, Galatasaray’ın maçlarını izlemekten mutlu olurduk.

Ama biz Samsunsporluyuz.

Bizim meselemiz tribüne gelen yıldızın kim olduğu değil, o formanın üzerinde hangi arma olduğudur.

Babadan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmakta kararlıyız.

Bunun adı taraftarlık.

Bunun adı aidiyet.

Bunun adı Samsunspor.

Gelelim asıl meseleye…

Açıklamalar.

Ne yazık ki açıklamaların bugün itibarıyla elle tutulur bir tarafı kalmadı.

Çünkü bir açıklama, bir öncekinin altını doldurmak yerine onu boşa çıkarıyor.

Bir başka açıklama, daha önce söylenenleri geçersiz hale getiriyor.

Son açıklama ise bir öncekini neredeyse tamamen reddediyor.

Transfer döneminin ardından ne söylendi?

Kadronun güçlendiği…

Ve hedefin ligi ilk beş içerisinde bitirmek olduğu.

Yani çıta hayli yükseğe konuldu.

Taraftarın beklentisi de doğal olarak bu hedefe göre şekillendi.

Peki ilk beş haftada ortaya konulan performansın bu hedefle uyuşmadığını görmek için âlim olmaya gerek var mı?

Elbette hayır.

Herkes görüyor.

Bunu gören yönetim ise sanki plağı değiştirdi.

Şimdi de şu açıklamayla karşı karşıyayız:

“Transfer politikamız günlük ihtiyaçlarımıza göre değil, orta ve uzun vadeli bir planlama doğrultusunda şekilleniyor. Bu sezon yapmış olduğumuz hamle biraz daha sabır gerektiriyor.”

İyi de…

Şimdi sıra bizim kısa, orta ve uzun vadeden ne anlamamız gerektiğini çözmeye geldi.

İlk beş hedefi bir kenara mı bıraktık?

Bu sezonu biraz unutun mu deniliyor?

“İlk beş” hedefi, sezon başında taraftarı heyecanlandırmak için söylenmiş bir cümle miydi?

Yoksa bugün yaşananların üzerini örtmek için mi yeni bir hikâye yazılıyor?

Gel de çık işin içinden…

Bir tarafta Şampiyonlar Ligi müziği

Diğer tarafta tribün dolarsa gaza gelirim.

Bir tarafta ilk beş hedefi

Diğer tarafta orta ve uzun vadeli planlama.

Bir tarafta güçlenen kadro

Diğer tarafta sabır.

Peki biz hangisine inanacağız?

Çünkü taraftarın istediği çok basit:

Ne yeni bir hedef, ne yeni bir mazeret, ne de yeni bir “ama”…

Sadece söylenenle yapılanın birbirini tutmasını istiyor.

Çünkü Samsunspor taraftarı, kendisinden beklenen desteği vermeye hazır.

Ama karşılığında kendisine sürekli yeni bir “ama” sunulmasını istemiyor.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum