CHP'li Çan'dan 1 Eylül Dünya Barış Günü Mesajı!...

Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü. İnsanlık için önemli bir gün, ülkemiz için önemli bir gün… Savaşların, çatışmaların, toplumsal ve siyasal çöküşlerin ve ayrışmaların giderek derinleştiği bir dönemden geçiyoruz.

CHP'li Çan'dan 1 Eylül Dünya Barış Günü Mesajı!...
01 Eylül 2023 - 19:44
Ve her geçen gün barış, empati, anlayış ve hoşgörü ikliminden bir adım daha uzaklaşıyoruz.
Nasıl ki bu sorunun faili insanlıksa, çözümünü de yine insanlık üretecek.
İşte bunun siyasetini üretmek zorundayız.
Toplumsal kutuplaşmayı, ayrışmayı, ötekileştirmeyi besleyen politikaları ortadan kaldırıp; huzur ve barış içinde yaşayacağımız bir Türkiye’yi inşa etmek ve dünyaya da ‘yurtta barış dünyada barış ilkesini’ benimsetmek için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Buna mecburuz.
Yine bugün 2023-2024 Adli Yılı başlangıcı…
Az önce ifade ettiğim çerçeve içerisinde, bu yeni adli yılın hukuksuzlukların sona ereceği bir adli yıl olmasını temenni ediyoruz.
Seçilmiş milletvekillerinin, yasama görevlerini yapmasının, özgürlüklerinin hukuksuzca engellendiği günlerin son bulmasını istiyoruz.
Basın emekçilerinin yargı sopasıyla hizaya sokulmaya çalışıldığı dönemin artık geride kalmasını istiyoruz.
Yine bu gece itibariyle denizlerimizdeki av yasağı sona erdi ve balıkçılarımız ‘vira bismillah’ diyerek denize açıldılar…
Tüm balıkçılarımıza kazasız, belasız ve bereketli bir sezon geçirmelerini diliyorum.
Fakat, özellikle ülke ekonomisinin bugünkü hali ‘bereketli bir sezon’ temennimizi boşa çıkartıyor.
Her sektörde olduğu gibi balıkçılık sektöründe de olağan üstü bir maliyet artışı söz konusu.
Balığı ucuza yemek, bu sene imkânsız olacak.
Balıkçı teknelerinin denize açılırken kullandığı mazottaki yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 43.
Balık avında kullanılan ağların, teknelerin bakımı için yapılan masraflar, işçilik vs…
Her şeyin maliyeti ikiye katlandı.
İşte bütün bunlar, vatandaşın sofrasına da yansıyacak.
Eskiden teknede çalışan bir tayfa, sezonda eline geçen parayla evini geçindirir, çocuğunu okutur, hasbelkader kenara üç beş kuruş para biriktirirdi.
Şimdi karnını zor doyurabiliyor. O da tatsız-tuzsuz!
Çünkü tuttuğu balıktan kazanılan para, denize açılmak için yapılan masrafları karşılayamaz hale geldi.

Bütün bu zorluklara rağmen ekmeğini denizden çıkarmak için ‘vira bismillah’ diyerek mesaiye başlayan balıkçılarımıza kolaylıklar ve sabırlar diliyorum.
Tıpkı deniz av sezonunun başlaması gibi seçim bölgem Samsun ve onun da içinde yer aldığı Karadeniz Bölgesi’ni yakından ilgilendiren bir diğer konu başlığı da fındık.
Balıkçılarımız nasıl dertliyse, nasıl endişeliyse; fındık üreticimiz de dertli ve endişeli.
Fındıkta, hasadın sonuna gedik.
Hükümet, bir destekleme fiyatı belirledi. 84 ve 82 buçuk lira.
Hesapta bu fiyat piyasayı regüle edecekti.
Şimdi piyasada oluşan fiyat regülasyonu 74-75 lira bandında.
Üretici dertli-esnaf dertli.
Ancak, fındık pazarının yaklaşık yüzde 70’ini ele geçiren bir firma var ve rekolte tahminleriyle, fiyat politikalarıyla piyasaya tek başına yön verir hale geldi. Onun yüzü gülüyor.
İktidar da her icraatıyla bu firmaya yol vermeye, üreticimizin emeğinin sömürülmesine çanak tutmaya devam ediyor.
Devletin destek fiyatı, maliyetin gerisinde!
Piyasada oluşan fiyatlar maliyetin gerisinde!
Fındıkçı, tam anlamıyla kumpasa geldi.
Kandırıldı, aldatıldı.
Bu kumpası kuranlar, şimdi fındık üreticimize “biraz bekleyin, emanete fındık vermeyin fiyat 100 lirayı geçecek” diyor.
İyi de fındıkçının borcu var harcı var.
Yevmiyeli işçi çalıştırdı, mazot yaktı, gübreyi veresiye aldı, belki de eşten dosttan borç para bulup patoza para verdi…
Fındıkçının bekleyecek mecali kalmadı!
Değerli basın mensupları,
Bu iktidar, yabancı bir kartelle kol kola girdi ve fındık üreticimizin emeğine göz dikerek, her yıl tekrarlanan bir kumpas kurdu.
Maliyet ortada, hükümetin verdiği fiyat ortada, piyasada oluşan fiyat ortada; üretici hep zararda!
Bizim üreticimiz, dünyadaki fındığın yüzde 70’ini üretiyor, piyasayı ele geçiren firma 14 milyar dolar ciro yapıyor, bizim ülkemizin kasasına giren para ise sadece 2 milyar dolar!
Şu tablonun adı ‘kumpas’ değil de nedir?
Fındık üreticimizin hakkını-hukukunu kim koruyacak?
Hükümet korumuyor!
Ofis, destekleme alım fiyatı ve politikasıyla bu sorunu daha da kronikleştiriyor.
Fındık üreticisinin hak ve menfaatlerini korumak, gelir ve yaşam standartlarını artırmakla yükümlü olan FİSKOBİRLİK’in şu an başında olan kişi de iktidar partisinden milletvekili!
Aynı soruyu tekrarlıyorum;
Fındık üreticimizin hakkını-hukukunu kim koruyacak?
Fındıktaki tablo, işte budur!
Türkiye’nin ekonomik kaynakları yağmalanırken kimse çıkıp da yerlilik-millilik masalı okumasın!
Fındık üreticimizin emekleri sömürülürken kimse çıkıp da “üreticimizin hakkını teslim ediyoruz” yalanına sarılmasın!

Bizler, fındık sezonu başlamadan, üreticimizin bugün yaşadığı sorunları öngörmüş, önerilerimizi sıraladığımızda aynı zat, parti gruplarında komisyon kuracakları safsatasını söylemiş; sözde üreticiyi koruyacaklarını beyan etmişti.
İşte gördük, üreticiyi nasıl koruduklarını!
Son olarak seçim bölgem Samsun’la ilgili bir konuya işaret etmek istiyorum.
İktidar partisince yönetilen Samsun Büyükşehir Belediyesi, hukuksuz iş ve eylemler konusunda günden güne pervasızlaşıyor.
Belediyeyi yöneten zihniyet, işi gücü bıraktı imar rantı yaratmak için mesai yapıyor. Kentimizin merkezindeki 1. Sınıf tarım arazilerini imara açmaya çalışıyor.
Muhalif ilçe belediyelerinin parklarına bahçelerine adeta çöküyor ve imara açıyor.
Halkın kullanımında olan, vatandaşın nefes aldığı yeşil alanları satma planları yapıyor.
Yargı, bu eylemlerin her birine ‘dur’ diyor; sözde plan değişiklikleriyle, hülleyle, hileyle hukukun arkasından dolanıyor yine bildiklerini okumaya çalışıyorlar.
Sonuçta, Samsun’da hep bir yağma sevdası, hep bir inatlaşma, hep bir hukuksuzluk!..
Büyükşehir, sanki Samsun’un bütün sorunlarını çözdü, altyapı-üstyapı yatırımlarını tamamladı, imar planı eksiklerini giderdi, sağlıksız yapıları dönüştürdü, heyelan risklerini ortadan kaldırdı, dereleri ıslah etti, selleri bitirdi;
Geriye bir tek beton lobisiyle iş tutup imar rantı peşinde koşmak kaldı!
Evet, Büyükşehir Belediyesi önümüzdeki hafta, 8 Eylül günü bir ihale yapacak.
Samsun’un en değerli arazisini, itfaiye binası ve arazisini satmaya çalışacak.
Ve bunu hukuksuzca yapacak.
Neden hukuksuzca?
Çünkü Mahkeme, bu araziyle ilgili 2 kez yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Ama belediye inatla, buraya otel yapılması için araziyi ihaleye çıkarıyor.
Hukuksuzca satılmaya çalışılan arazi yaklaşık 3 buçuk dönüm ama önündeki 7 dönümlük alan da halkın, semt sakinlerinin kullanımına kapatılacak ve fiilen otelin kullanımında kalacak.
Daha da ötesi, bu arazinin içinde bulunduğu marina alanı için sinsi bir ‘dolgu planı’ yürütülüyor. Yani planlar tutarsa, dolgu alanı da otele armağan edilecek.
Yine söylüyorum, semt sakinleri ve Samsun halkı büyük bir mağduriyet yaşayacak, hatta kent içi ulaşımda dahi yeni bir kaos başlayacak.
Samsun’da hukuksuzluk, pervasızlık işte bu raddeye kadar geldi.
Hizmet belediyeciliği diye diye soygun-vurgun-talan belediyeciliğini arşa çıkardılar.
Gözleri doymak bilmedi, cepleri dolmak bilmedi!
Samsun’u bu zihniyetten kurtarmak, Samsun’u Samsun halkına kazandırmak boynumuzun borcudur, diyor hepinize teşekkür ediyorum…

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum