"Burası Türkiye" Demek, Başkasının Ciğerine El Koymak Değildir!..
Saathane’de Kaldırımlar Kimin?
Bugün belediye eliyle işletilen, medrese cami önünde hepimize ait olan bir çay bahçesinde oturduğunuzu hayal edin. Yan taburede birbiri ardına yakılan sigaralar, sizin sohbetinize eşlik eden oksijeni adeta bir zehir bulutuna çeviriyor. Kibarca rahatsızlığınızı dile getirdiğinizde ise aldığınız cevap şu oluyor: "Burası Türkiye, istemiyorsan kapalı yere git!"
Bu cevap, sadece bir kabalık örneği değil; aynı zamanda bir zihniyetin iflasıdır.
Özgürlük, Bir Başkasının Burnunun Ucunda Biter
Modern dünyada "özgürlük" kavramı, başkasının yaşam hakkına müdahale etmediği sürece geçerlidir. Sigara içen bir bireyin "açık havadayım" diyerek yan masadaki çocuğun, yaşlının veya dumandan etkilenen herhangi birinin üzerine duman savurması bir hak değil, hak ihlalidir. "Burası Türkiye" diyerek kuralsızlığı meşrulaştırmaya çalışanlara hatırlatmak gerekir: Türkiye, bir hukuk devletidir ve toplum sağlığını korumak anayasal bir yükümlülüktür. Medeniyet, insanların birbirine rağmen değil, birbirine saygı duyarak yaşamasıdır.
Yöneticilere Çağrı; "Açık Alan" Tanımı Güncellenmeli
Mevcut yasalarımız kapalı alanlarda sigara içilmesini yasaklayarak devrim niteliğinde bir adım atmıştı. Ancak bugün görüyoruz ki, parklar, bahçeler ve belediye işletmeleri "açık alan" adı altında birer duman altı mekanına dönüşmüş durumda.
**Çözüm Basit: Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, kamusal açık alanlarda sigara içenler için camlı veya izole edilmiş özel bölmeler oluşturulmalıdır.
**Denetim Şart: Sadece kapalı mekanları değil, toplu oturma alanlarındaki duman tacizini de engelleyecek cezai yaptırımlar hayata geçirilmelidir.
Bu Halk Sahipsiz Değildir
Vatandaşın temiz hava soluma hakkı, bir başkasının keyif alma hakkından daha kutsaldır. Belediyelerin işlettiği mekanlar, vatandaşın huzur bulacağı yerler olmalıdır; sigara içmeyenlerin "zulüm" gördüğü, dumanla boğulduğu alanlar değil.
Artık yöneticilerimizin bu sessiz çığlığı duyması gerekiyor. Kimse kimsenin dumanını solumak, üzerine sinen o ağır kokuyla eve dönmek zorunda değil.
"Burası Türkiye" diyerek üste çıkmaya çalışanlara verilecek en güzel cevap; yasalarla korunan, medeni ve birbirine saygı duyan bir toplum düzenidir. Temiz hava, hepimizin hakkı!
Saathane’de Kaldırımlar Kimin? Yayaların mı, Yoksa İşgalin mi?
Samsun’un kalbi, tarihin tanığı Saathane… Bir yanda asırlık Taşhan, diğer yanda restore edilen tarihi yapılar ve şehrin simgesi saat kulesi. Turistlerin uğrak noktası, şehrin dışarıya açılan penceresi olması gereken bu meydan, maalesef bugünlerde bir "engelli parkuruna" dönüşmüş durumda.
Kaldırım mı, Depo Alanı mı?
Kaldırım, kelime anlamıyla "yayaların yürümesi için ayrılmış yol" demektir. Ancak Saathane ve çevresinde bu tanım tamamen değişmiş. Esnafın dükkân sınırlarını aşıp kaldırımları bir depo gibi kullanması, yürüyecek bir karış yer bırakmaması artık tahammül sınırlarını zorluyor. Vatandaş, hakkı olan kaldırımdan yürüyemediği için daracık caddede araçlarla burun buruna gelmek zorunda kalıyor.
Peki, soruyoruz; Kaldırımlar halkın mıdır, yoksa sadece o dükkânın önünü kullanan esnafın mı?
Trafik ve Keşmekeşin Başkenti
Daracık caddelerde plansız araç trafiği, gelişigüzel park edilen otomobiller ve kaldırımdan taşan tezgahlar… Ortaya çıkan manzara tam bir "rezalet". Şehre gelen bir turist, Saat Kulesi’nin fotoğrafını çekmek isterken bir kamyonetin altında kalma tehlikesi atlatıyor ya da bir esnaf tezgahına çarpmamak için binbir manevra yapıyor. Bu kargaşa, Samsun’un turizm vizyonuna yakışıyor mu?
İlkadım Belediyesi’ne Açık Çağrı
Buradan İlkadım Belediyesi ve ilgili denetim birimlerine sesleniyoruz: Vatandaş olarak "insan gibi yaşama ve yürüme" hakkımızı istiyoruz.
**Denetimler nerede? * İşgaliye sınırları ne zaman kontrol edilecek? **Saathane’nin bu tarihi dokusu ne zaman araç ve eşya işgalinden kurtarılıp gerçek bir meydan haline getirilecek?
Yöneticilerin artık bu keşmekeşe bir "dur" demesi gerekiyor. Esnafın rızkına saygımız sonsuz ancak bu rızık, halkın yürüme yolunu gasp ederek, şehri bir kaos alanına çevirerek kazanılmamalı.
Saathane halkındır, yayanındır, tarihindir. Bu rezilliği ne Samsun halkı ne de bu şehri ziyarete gelen misafirler hak ediyor. Artık uyanma ve bu keşmekeşe son verme vaktidir!