Hakkıyla yapılan her meslek zor iştir.
Zor zanaattır, çileli meslektir gazetecilik!
Her babayiğidin harcı değildir.
Ama hakkını verebiliyorsan.
Ne mutlu verebilene…
***
Yazmak, köşe yazısı yazmak da herkesin haddine değil.
Zaten herkeste yazamıyor.
Okuyucu ilk üç mısrada herkesin, her yazının notunu veriyor.
Okuyucuyu yanıltmak asla mümkün değil.
Bu meslekte her şey var.
Gazetecilik, fikir işçisi olarak tanımlanır.
Sizin anlayacağınız bizler birer ameleyiz.
Kim mesleğinin amelesi değil ki…
Bu meslekte 27 yılda çok şey gördüm, çok şey yaşadım, çok şey tattım.
Hem sevinci hem de acıyı çok tattım.
Aşkla, gururla, hevesle, hırsla ve bitmeyen bir arzuyla her yeni bir yazıya başlıyorum.
O ilk gün ki; heyecan hep var!
Ustam Rahmetli İsmail Başaran ‘o heyecan olacak, heyecan bitti mi olmaz!’ derdi.
Nurlarda uyu büyük usta!
***
Gazeteci, zamanı geldiğinde her şeyi göze alan alabilen adamdır.
Kavgada ettik, tehditte edildik, mahkemelik de olduk.
Ama; yolumuzdan, inandığımız doğrulardan, değerlerden asla ödün vermedik.
Mesleğin hakkını verdik her zaman.
Zira; ustadan öyle gördük biz!
Okuyucu bunları hesap etmez, çoğu da bilmez, okur geçer.
Ama; öyle değil bu iş.
***
Bir yazımdan dolayı mahkemelik olmuştum.
Hakim, ‘Yazdığın yazının arkasında mısın? Sen mi yazdın?’ diye sorunca ‘sonuna kadar arkasındayım’ diye yanıt vermiştim.
‘5187 Basın Kanununun üçüncü maddesindeki, haber alma, eleştirme, yayma ve yorumlama haklarımı kullandım’ diye de ifade etmiştim…Dersime çalışmıştım!
Ve, karşıki taraf davayı kaybetmişti.
Karşı ki tarafa maddi, manevi dava açma hakkım saklı kalma kaydıyla kazanmıştım davayı, beraat etmiştim.
***
Diyeceğim şu; gazeteci bir doktor gibi değildir.
Doktor reçeteyi yazar ilacı verir, ağrıyı dindirir.
Fakat; gazeteci sizin derdinizi medyaya taşır, sahiplenir ve sonuna kadar da arkasında durur.
Sizin derdinizi gazeteci kendine dert edinir.
Hayıflanır, dertlenir ve sizi bu dertten kurtarmak için de kanun çerçevesinde her kapıyı aşındırır.
Ve; bazen beklenen o tek kelime bile gazeteciye çok görülür, söylenmez.
‘Kalemine kuvvet!’ bile çoğu kez denmez.
Haksızlıktır bu.
Herkesin yolunun uğrayacağı bir insandır gazeteci.
İyi günde de, kötü günde de, yağmurda da, karda da, çamurda da, kavurucu sıcakta da, her zaman görevdedir.
Yeter ki gel de…
Yeter ki kadir kıymet bil.Koşa koşa geliriz!
***
Eğilmeyen, kalemini her şeyin üzerinde tutan, mesleğe değer katan tüm ustalara bin selam olsun!
Rahmetli Osman Kara abimizden dinlemiştim; ‘Bu kalem; kullanmasını bilenin elinde Musa’nın asası, kullanmasını bilmeyenin elinde ise Allah’ın belası olur!’ demişti bana…Hiç unutmadım!
Ne bu nasihati ne de Osman abiyi…


FACEBOOK YORUMLAR