Paylaş

Söğüt’ten Üç Kıtaya, Oradan Sonsuzluğa Uzanan Miras!

Hazır

Tarih, sadece geçmişte kalmış tozlu olayların ve ardı ardına sıralanan tarihlerden ibaret değildir; Tarih, bugünü anlamak ve yarına yön vermek için elimizde tuttuğumuz en keskin pusuladır. Söğüt’te 4.800 kilometrekarelik bir çadırla başlayan o mütevazı yürüyüşün, zamanla 19,9 milyon kilometrekarelik devasa bir cihan devletine dönüşmesi, sadece askeri bir başarı hikâyesi değildir. Bu, tam anlamıyla bir vizyon, irade ve teşkilatçılık destanıdır. Bugün Türkiye’nin 783 bin kilometrekarelik yüz ölçüm...

Tarih, sadece geçmişte kalmış tozlu olayların ve ardı ardına sıralanan tarihlerden ibaret değildir; Tarih, bugünü anlamak ve yarına yön vermek için elimizde tuttuğumuz en keskin pusuladır.

Söğüt’te 4.800 kilometrekarelik bir çadırla başlayan o mütevazı yürüyüşün, zamanla 19,9 milyon kilometrekarelik devasa bir cihan devletine dönüşmesi, sadece askeri bir başarı hikâyesi değildir.

Bu, tam anlamıyla bir vizyon, irade ve teşkilatçılık destanıdır.

Bugün Türkiye’nin 783 bin kilometrekarelik yüz ölçümüne bakıp, Osmanlı’nın ulaştığı 25 katı büyüklükteki o coğrafyayı hayal ettiğimizde, meseleyi sadece "toprak genişliği" olarak okumak büyük bir eksiklik olur.

Asıl odaklanmamız gereken soru şudur; Bir avuç insanın kurduğu o idari akıl, nasıl oldu da asırlar boyunca farklı dinleri, dilleri ve kültürleri tek bir adalet şemsiyesi altında tutabildi?

Yavuz ve Kanuni: Hamle ve Kalıcılık Dengesi

Osmanlı’nın büyüme serüveninde padişahların rolleri, bugünün liderlik ve strateji tartışmalarına bile ışık tutacak niteliktedir.

Yavuz Sultan Selim’in 8 yıla sığdırdığı o nefes kesen hamleyle ülkeyi 2,3 milyon kilometrekareden 6,5 milyon kilometrekareye çıkararak oransal olarak adeta şahlandırması, kriz anlarında alınan radikal ve cesur kararların önemini gösterir.

Ardından Kanuni Sultan Süleyman’ın bu mirası 14,9 milyon kilometrekareye taşıyıp dünyaya nizam vermesi ise stratejik büyümenin kurumsallaşması demektir.

1595 yılında III. Murad döneminde ulaşılan 19,9 milyon kilometrekarelik zirve, sadece sınırların genişliği değil; aynı zamanda lojistik, diplomasi ve bürokraside ulaşılan tepe noktasıydı.

Bugünün Haritası; O Devasa Coğrafyada Hangi Devletler Var?

Osmanlı İmparatorluğu’nun III. Murad döneminde (1595) ulaştığı en geniş sınırları bugünün dünya haritasına oturduğumuzda, karşımıza tek bir merkezden yönetilen devasa bir coğrafyada bugün yaklaşık 40'tan fazla modern devletin yer aldığı görülür.

O günün sancakları, eyaletleri ve beylikleri bugün uluslararası sistemin bağımsız aktörleridir;

Ortadoğu ve Körfez: Türkiye, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail, Filistin, Suudi Arabistan (bir kısmı), Yemen, Umman, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Kuzey Afrika: Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Sudan.

Balkanlar ve Doğu Avrupa: Yunanistan, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Sırbistan, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Karadağ, Kosova ve Ukrayna'nın (Kırım dahil) belirli bölgeleri.

Kafkasya ve Karadeniz Çevresi; Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan’ın bazı bölgeleri ve Rusya'nın güney kesimleri.

Bugünün Dünyasında O Mirası Okumak

Peki, bugün o devasa haritalardan geriye kalan coğrafyada yaşayan bizler, bu mirastan ne çıkarmalıyız?

Bugün dünyada sınırlar yeniden çiziliyor, jeopolitik dengeler her gün sarsılıyor ve ülkeler arası rekabet teknolojiyle, ekonomik vizyonla yeniden şekilleniyor.

Geçmişin o büyük imparatorluk tecrübesi bize gösteriyor ki; Büyük devlet olmak sadece toprakla değil, ürettiğiniz değerle, kurduğunuz adalet sistemiyle ve geleceği okuma becerinizle mümkündür.

Söğüt’teki o ilk çadırdan bugünün Türkiye’sine uzanan bu köklü hafıza, bize geçmişin ihtişamıyla övünmekten ziyade, o ruhu bugünün modern dünyasında akılla, bilime ve üretime dayalı bir vizyonla yeniden üretme sorumluluğu yüklüyor.

 

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.