SAVUNMA SEKTÖRÜ KADAR STRATEJİK ÖNEME SAHİP!

21 Kasım Çarşamba günü Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu’nda oldukça önem teşkil eden Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ

SAVUNMA SEKTÖRÜ KADAR STRATEJİK ÖNEME SAHİP!
26 Kasım 2018 - 13:05
21 Kasım Çarşamba günü Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu’nda oldukça önem teşkil eden Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ. Genel Müdürlüğü ve Şeker Kurumu Başkanlığı’nın Sayıştay raporlarının görüşmeleri yapıldı.
Şeker Fabrikaları AŞ: Genel Müdürlüğü yetkililerinin yaptıkları sunumların ardından muhalefet partilerinin milletvekillerinin yaptığı konuşmalar komisyona damga vurdu.
Bu konuşmalarda en çok dikkat çeken isimlerden biri ise İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar’ın açıklamaları oldu.
Yaşar, gıda sektörünün de savunma sektörü kadar önemli olduğunu belirtti ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesine olan tepkisini şu sözlerle ifade etti; “Gıda sektörü stratejik bir sektördür. Savunma Bakanlığı’na ne kadar önem veriyorsak, özellikle yerli üretime, gıda sektörüne de aynı önemi vermemiz gerektiğini ilerleyen yıllarda inşallah bunun bedelini acı olarak ödeyerek görmemiş oluruz” dedi.
Devlet fabrikalarını işletmekten aciz durumda mı?
Türkiye'de şeker sektörünün şeker pancarı tarımından başlayarak şekerin nihai tüketiciye ulaştığı hat üzerinde birçok kişi ve işletmenin geçim sağladığı büyük bir ekosistem özelliği gösterdiğini belirten Yaşar komisyonda yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Şeker piyasasında ana oyuncu olan ve şeker pancarı işleyen Türkşekerin 10.255 çalışanı, 25 şeker fabrikası, 5 makine fabrikası, 1 elektromekanik aygıtlar fabrikası, 1 tohum fabrikası ve AR-GE çalışmaları yapan bir şeker enstitüsü bulunmaktadır. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 21 Şubat 2018 tarih ve 30339 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ilanına göre, Türkşekere ait 14 fabrikanın; Bor, Kırşehir, Yozgat, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Turhal, Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan, Muş, Nisan 2018'de satılacağı duyurulmuştur. Bu satış kararı alınırken de Özelleştirme Yüksek Kurulunun 12'nci ayın 20'si 2000 tarih, 2000/92 sayılı Kararı'yla Türkşeker özelleştirme programı kapsamına alınmıştır. Gerekçesi de aynen şu: Kamunun mal ve hizmet üretimindeki payının azaltılması yönünde izlenen politikalar neticesinde, yıllar itibarıyla, kamunun, KİT'lerin ülke ekonomisi içerisindeki payının azaldığını belirtmekte, Ekim 2017 tarihi itibarıyla yine Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren 19 KİT özelleştirme programına alınmıştır. Yani, burada, ülkenin ne kadar sıkıntıları var ki iş gele gele şeker fabrikalarına mı geldi diye düşünüyoruz. Gerçekten şeker fabrikaları zarar ettiği için mi, yoksa ekonomik nedenlerden dolayı mı satılmıştır veyahut da işletim sisteminde bir arıza mı var, devlet artık bunları işletmekten âciz duruma mı gelmiştir?
Bu özelleştirme yöntemi halka arz yöntemiyle yapılabilir miydi? Yine, bildiğimiz kadarıyla, Avrupa ülkelerinde bu tür çiftçiyle direkt alakalı olan şirketler kooperatif tabanlı yönetim modellerine sahip. Milletin sahip olduğu şeker fabrikalarının yine milletin sahip olduğu kooperatiflere satılması acaba mümkün olamaz mıydı?”
Çarşamba'yı sel aldı!!!
Türkiye genelinde özelleştirilen şeker fabrikalarında yaşanan mağduriyetleri tek tek açıklayan İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, Çarşamba şeker fabrikasındaki içler acısı durumu şu sözlerle ifade etti; “Bildiğiniz gibi, şeker fabrikaları direkt halka dokunan işletmeler, üreticiye direkt dokunan işletmeler, bütün milletvekili arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi, bugün Elbistan'da, işte, pancarın yarısı karın altında kalmış, özel sektör alacak mı, almayacak mı, günde kaç ton alacak, doğru düzgün bir programları yok, verdikleri bir iş programı da yok, dolayısıyla üreticilerin bu, özellikle özelleştirmesi yapılan fabrikalarda çok ciddi problemleri var. Bizim bir deneyimimiz daha var. Özellikle Anadolu'da özelleştirilen fabrikalar maalesef amaçlarına çok fazla hizmet etmedi. Mesela SEKA. Biz bu fabrikaları özelleştirdik, hiçbiri şu an çalışmıyor. Sümerbankların tüm arazileri değerlendirildi, çalışan Sümerbank fabrikaları da yok. Et Balık Kurumlarının durumu da ortada. Görünen o ki, bu şeker fabrikaları her ne kadar beş yıl süreyle çalışma zorunluluğu, istihdam sorumluluğu olsa bile, daha birinci günden devredilen fabrikaları görüyoruz, şu an satılan fabrikaların birçoğunda, mesela Turhal Şeker Fabrikası'nda işçiler fabrikanın önünde eylem yapıyorlar. Yine, aynı şekilde, Yozgat'taki şeker fabrikasının önünde işçilerin eylemi var. Yani Çarşamba'yı söylemiyorum, Çarşamba'nın önünde bir tane bekçi var, fabrika da şu an çalışmıyor.”
Çarşamba Ovası boş, Çarşamba Fabrikası'nın kapısında bir tane bekçi duruyor.
Şeker fabrikalarının bir an önce kontrol altında tutulması gerektiğini ifade eden Samsun Milletvekili konuya ilişkin şunları kaydetti; “Türkşeker Kurumunun bunların gözü üzerinde olması lazım. Verdikleri taahhütleri yerine getirmedikleri takdirde, bundan önceki örneklerde de görüldüğü gibi, daha fazla üreticiyi mağdur etmeden gerektiğinde bu işe de el koymalıdır, devamında eğer bu arkadaşların bu konularla ilgili, özellikle üretimle ilgili sıkıntıları varsa, bizim Türkşekerin dünya kadar deneyimi var, birikimi var, bu konuda da yönlendirici olmalıdır. Elbistan'daki arkadaşlarımız özellikle belirtiyorlar: "Bizim şu an, yaklaşık 100 bin ton civarında ürünümüz karın altında, ne olacağına dair hiçbir fikrimiz yok, bu konuyla ilgili bizi aydınlatır mısınız?" diyorlar.
Ve aynı şekilde, Çarşamba Ovası ne için var? Yani bu ülkenin ovaları ne için var? Lütfen bu tür gıda güvenliği açısından olayı değerlendirdiğiniz zaman, koskoca Çarşamba Ovası boş, Çarşamba Fabrikası'nın kapısında da bir tane bekçi duruyor.
Ama ümit ediyoruz ki, Çarşamba Ovası, bir an önce, üreticisi, çiftçisi, pancar üreticileri, fabrikanın çalıştığını, bacasının tüttüğünü görür, orada da bu istihdamlar sağlanır. Ümit ediyoruz ki, bu KİT Komisyonu toplantısından sonra, Elbistan Şeker Fabrikasını alan arkadaşlarımız ve diğer fabrikaları satın alan arkadaşlarımız da üreticilerimize bir miktar kulak verirler, onların mağduriyetlerini giderirler.”
Özelleştirmeye değil, köylüye, üreticiye, çiftçiye dokunan özelleştirmelere karşıyız!
Özelleşmeye kesinlikle karşı olmadıklarını fakat köylüye, üreticiye, çiftçiye dokunan özelleştirmelere karşı olduklarının altını çizen Yaşar; “Yani pancarın tesir ettiği kesime baktığınız zaman, özellikle Orta Anadolu'da halkla bire bir ilintili olan işletmeler bunlar. Fındık yine aynı, et, balık, hayvancılık yine aynı. Biz çiftçiye dokunan, üreticiye dokunan, özellikle istihdamın tabana yayılması konusunda işlev gören KİT'lerin özelleştirilmesine karşıyız, buradan yanlış bir sonuç çıkarılmasın.” diyerek üreticinin sorununu çözmek için gereken gayreti göstereceklerini de sözlerine ekledi.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum