Paylaş

NEREYE KADAR?

Hazır

Üst üste sekizinci mağlubiyet… Heyecanımızı kaybettik. İple çektiğimiz maç günleri kâbusumuz oldu. Üstelik bu kâbustan ne zaman uyanacağımızı da bilmiyoruz. Her maç, Samsunspor tarihine yeni bir hezimet daha ekliyor. Öyle ki geride kalan 10 karşılaşmada kalemizde tam 26 gol gördük! Aslında tablo çok daha vahim olabilirdi. Son karşılaşmada da gördük; rakip, attığından fazlasını kaçırdı. Halatı kopmuş bir asansör gibi soluksuz düşüyoruz. Savunmanın hâli içler acısı, orta saha tatilde, forvet hattı...

Üst üste sekizinci mağlubiyet…

Heyecanımızı kaybettik. İple çektiğimiz maç günleri kâbusumuz oldu. Üstelik bu kâbustan ne zaman uyanacağımızı da bilmiyoruz.

Her maç, Samsunspor tarihine yeni bir hezimet daha ekliyor. Öyle ki geride kalan 10 karşılaşmada kalemizde tam 26 gol gördük!

Aslında tablo çok daha vahim olabilirdi. Son karşılaşmada da gördük; rakip, attığından fazlasını kaçırdı.

Halatı kopmuş bir asansör gibi soluksuz düşüyoruz.

Savunmanın hâli içler acısı, orta saha tatilde, forvet hattı varla yok arasında. Takımın hatları arasındaki iletişim neredeyse sıfır. Oynanan 10 karşılaşmada toplanabilen puan ise sadece dört!

Sahadaki görüntü, kadro kalitesinin alt ligler seviyesinde olduğunu düşündürüyor. Ama gelin görün ki yöneticilerimizin endişesi yok!

“Kümede kalmayla ilgili de en ufak bir endişemiz yok.”

Fuat Çapa öyle buyurmuş!

İnsan sormadan edemiyor: Bu özgüvenin kaynağı ne? Sahadaki futbol mu, alınan sonuçlar mı, yoksa bizim göremediğimiz başka bir tablo mu var?

İçinde bulunduğumuz durumun açıklaması da en az bu özgüven kadar düşündürücü.

Fuat Çapa, beklentilerin karşılanmadığını ve istenilen sonuçların alınamadığını kabul ediyor. Ancak hemen ardından bir gerekçe sıralıyor:

“Şu andaki süreç beklentilerimizi karşılamadığı gibi istediğimiz sonuçları alamadığımız da bir gerçek ama bunun geçerli nedenleri var.”

Neymiş bu geçerli nedenler?

“10 oyuncumuz sakatlandı. Bunlardan ikisinin sakatlıklarının tekrarlaması ve bu süreçlerin uzun sürmesi nedeniyle takım olarak tam randımanlı çalışamadık. Yapmış olduğumuz planlamadaki 11’i sahaya süremedik.”

Vah vah!

Demek ki mesele sakatlıklarmış!

Peki, nasıl bir planlama yapılmış ki iki oyuncunun sakatlığının tekrarlaması bütün hesapları altüst etmiş?

Daha da önemlisi, nasıl bir kadro planlamasıdır ki oyuncuların sakatlanma ihtimali hesaba katılmamış? Bir takımın bütün dengesi, birkaç oyuncunun yokluğunda bozuluyorsa burada sorgulanması gereken yalnızca sakatlıklar mıdır?

Futbol, elbette hesapta olmayan gelişmelere açıktır. Sakatlıklar da bu oyunun bir parçasıdır. Ancak iyi bir planlama, tam da böyle durumlarda kendini gösterir. Alternatifleri olmayan, bir oyuncunun yokluğunda bütün düzeni bozulan bir kadro için planlamanın kusursuz işlediğini söylemek ne kadar inandırıcıdır?

Üstelik Fuat Çapa, bütün bu yaşananlara rağmen planlamada herhangi bir hata olmadığını düşünüyor.

“Planlamada bir hata olduğunu düşünmüyorum. Hedef olarak üç yıllık bir planlama yapmak zorundaydık. Takımdan ayrılan çok isim oldu, bir dönüşüm içindeyiz.”

İşte meselenin düğümlendiği yer tam da burası!

Bir dönüşüm yaşanıyor olabilir. Takımdan çok sayıda oyuncu ayrılmış olabilir. Yeni bir kadro kuruluyor da olabilir.

Ancak bütün bunlar, sahada yaşananları açıklamaya yetse bile sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Üç yıllık planlama yaparken bugünü gözden çıkarmak mı gerekiyor? Geleceğin takımını kurarken bugünün Samsunspor'unu bu kadar çaresiz bırakmak mı planlamanın bir parçası?

Sekiz maç üst üste kaybeden, 10 karşılaşmada kalesinde 26 gol gören ve yalnızca dört puan toplayabilen bir takımın başındaysanız, artık dönüp planlamayı yeniden sorgulamanız gerekmez mi?

Yoksa her şey yolunda da biz mi yanlış görüyoruz?

Anlaşılan o ki ortada bir hata yok!

Planlama kusursuz, hedefler yerli yerinde, küme düşme endişesi de yok.

Bir tek sahadaki Samsunspor bu kusursuz tablonun dışında kalıyor!

Peki, bütün bu yaşananların sorumlusu kim?

Yönetim mi, kadro planlamasını yapanlar mı, teknik heyet mi?

Yoksa bütün bu tabloya bakıp hâlâ soru soran, eleştiren, endişelenen Samsunspor taraftarı mı?

Anlaşılan suçlu belli!

Suç, yaşananları gerektiği gibi analiz edemeyenlerde…

Yani bizde!

Öyle ya, sekiz maç üst üste kaybeden biz değiliz. Kalemizde 26 golü biz görmedik. Dört puana mahkûm olan da biz değiliz.

Ama hâlâ endişeleniyoruz.

 

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.