Paylaş

Aramayın Bahane, Ticaret Şahane!

Hazır

Samsunspor hareketli… Keşke aldığı başarılı sonuçların getirdiği hareketlilikten söz ediyor olabilseydik. Ne yazık ki durum pek iç açıcı değil. Kötü gidişatın faturası birilerine kesilecekti. Sorumlu bulundu, fatura kesildi. Thorsten Fink ile yollar ayrıldı. Hayırlısı olsun. Kan değişikliği umarım derde derman olur. Ve umarım gelen, gideni aratmaz. Lakin biliyoruz ki aşçının mahareti bir yere kadar. Asıl belirleyici olan, önüne konulan malzemenin kalitesidir. Kalite istikrarı, istikrar da başarı...

Samsunspor hareketli…

Keşke aldığı başarılı sonuçların getirdiği hareketlilikten söz ediyor olabilseydik. Ne yazık ki durum pek iç açıcı değil.

Kötü gidişatın faturası birilerine kesilecekti. Sorumlu bulundu, fatura kesildi. Thorsten Fink ile yollar ayrıldı.

Hayırlısı olsun. Kan değişikliği umarım derde derman olur. Ve umarım gelen, gideni aratmaz.

Lakin biliyoruz ki aşçının mahareti bir yere kadar. Asıl belirleyici olan, önüne konulan malzemenin kalitesidir. Kalite istikrarı, istikrar da başarıyı getirir. Futbolun değişmeyen gerçeklerinden biri değil midir bu?

Gelelim asıl meseleye…

“İstemeden takımın omurgasını bozduk. İstemeden yaptık. Takımın omurgasını bozduk. Biz ‘bozmayacağız’ dedik ama bozmak zorunda kaldık. Çünkü çok iyi transfer teklifleri geldi.”

İstemeden yapmışlar!

Peki, bu isteksizliğin nedeni neymiş?

Yine aynı açıklamadan devam edelim:

“Buradan övünerek söylüyorum, bir Anadolu kulübü olarak belki de Türkiye Ligi’nin rekorunu kırdık. Hepsinin rakamları çok iyi…”

Bir tarafta takımın omurgasını istemeden bozduğunu söyleyen bir anlayış, diğer tarafta bu satışlarla övünen bir yaklaşım…

Gel de çık işin içinden!

İstemeden yaptık ama yaptığımızla övünüyoruz. İnsan sormadan edemiyor: Bu nasıl bir çelişki?

Peki, gönderilen oyuncuların, dağılan takım omurgasının sorumlusu kim ya da kimler?

Oyuncuların gönderilmesi bir tercihse bunun sonuçlarına katlanmak da bu tercihi yapanların sorumluluğudur. Transfer tekliflerinin cazibesine kapılıp takımın iskeletini bozmak, ardından sahadaki başarısızlığın faturasını teknik direktöre kesmek ne kadar doğru?

Elbette oyuncu satmak futbol ekonomisinin bir parçasıdır. Hele ki bir Anadolu kulübü için doğru zamanda, doğru bedelle oyuncu satabilmek önemli bir başarıdır. Buna kimsenin itirazı yok.

Ancak asıl mesele, sattığınız oyuncunun yerini nasıl doldurduğunuz ve kurduğunuz takımın rekabet gücünü nasıl koruduğunuzdur.

Bir yandan “Samsunspor’un oyuncu geliştirme ve doğru zamanda satış yapma politikası sonuç verdi” diye gururla anlatılan bir tablo var. Diğer yanda ise sahada yaşanan sorunların nasıl çözüleceğine ilişkin somut adımlar yerine hamasi söylemler…

İyi de bu takımın hedefleri ne oldu?

Avrupa hedefiyle yola çıkan Samsunspor, bugün oyuncu geliştirip iyi rakamlara satmanın başarısıyla mı yetinecek? Başarı ölçütü, sahada kazanılan maçlardan ve elde edilen derecelerden çıkıp transfer gelirlerine mi taşındı?

Eğer öyleyse bunu açıkça söylemek gerekmez mi?

Bir de taraftara yönelik şu sözler var:

“Hani diyorlar ya bu kulübün sahibi taraftardır, o zaman sahipliğini gösterecekler. Mühim olan aidiyet duygusu.”

Aidiyet elbette önemlidir. Taraftarın takımına sahip çıkması, tribünleri doldurması, iyi günde de kötü günde de arkasında durması değerlidir.

Ancak aidiyet tek taraflı bir sorumluluk değildir.

Taraftardan aidiyet bekleyenler, önce kendileri bu aidiyeti güçlendirecek adımlar atmalıdır. Taraftara sahiplenme çağrısı yaparken, o taraftarın başarı umudunu besleyen takımın omurgasının neden bozulduğunu da açıklamalıdır.

Çünkü taraftar yalnızca kulübün ekonomik başarısıyla değil, sahadaki mücadelesiyle, hedefleriyle ve kendisine yaşattığı heyecanla da bağ kurar.

Hedefi olan bir takım kurmak için çıkılan yol, anlaşılan, oyuncu geliştirme ve doğru zamanda satış yapma politikasına evrilmiş.

Yanlış anlaşılmasın; oyuncu satılmasına değil, satışın takımın hedeflerinin önüne geçirilmesine itirazımız var. Ticaret yapılmasın demiyoruz; ticaret uğruna sportif başarıdan vazgeçilmesin diyoruz.

Bugün yaşananları yalnızca teknik direktör değişikliğiyle açıklamak, meselenin özünü görmezden gelmektir. Teknik direktör değişir, yenisi gelir. Peki ya bozulan takım omurgası? Kaybolan istikrar? Taraftarın önüne konulan hedefler?

Bunların cevabı verilmeden, faturayı bir teknik direktöre keserek sorunların çözüleceğini düşünmek fazlasıyla kolaycılık olur.

Sonuçta ortada bir gerçek var: Transfer piyasasında rekor kırmakla sahada başarıya ulaşmak aynı şey değildir. Birinde kasaya giren parayla övünürsünüz, diğerinde taraftarınızın yaşadığı sevinçle…

Samsunspor taraftarı hangisini istiyor, bunu anlamak için uzun uzun düşünmeye gerek var mı?

Yani dostlar…

Aramayın bahane, ticaret şahane!

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.