Paylaş

Bir Protokol Değil, Bir Gönül İnsanı!..

Hazır

Bugün sokağa çıkın ve yoldan geçen ilk vatandaşa sorun; "Yaşadığınız şehrin valisini ya da belediye başkanını hiç yakından gördünüz mü? Bir kez olsun elini sıkıp derdinizi anlatabildiniz mi?" Alacağınız cevap büyük ihtimalle derin bir iç çekiş ve "Nerede o günler..." cümlesi olacaktır. Zira günümüzde mülki amirlere, milletvekillerine veya belediye başkanlarına ulaşmak adeta imkânsız!Aradaki sekretarya duvarları, aşılması imkânsız randevu bürokrasisi ve koruma orduları yüzünden vatandaş ile devle...

Bugün sokağa çıkın ve yoldan geçen ilk vatandaşa sorun; "Yaşadığınız şehrin valisini ya da belediye başkanını hiç yakından gördünüz mü? Bir kez olsun elini sıkıp derdinizi anlatabildiniz mi?"

Alacağınız cevap büyük ihtimalle derin bir iç çekiş ve "Nerede o günler..." cümlesi olacaktır.
Zira günümüzde mülki amirlere, milletvekillerine veya belediye başkanlarına ulaşmak adeta imkânsız!
Aradaki sekretarya duvarları, aşılması imkânsız randevu bürokrasisi ve koruma orduları yüzünden vatandaş ile devlet yöneticileri arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.

İşte tam da bu yüzden, takvimler 14 Kasım 2020'yi gösterdiğinde aramızdan ayrılan eski Bilecik Valisi Refik Arslan Öztürk 'ün hatırası bugün içimizi titretiyor.

Makam Aracına Değil, Otobüse Binen Devlet Adamı

1992-1999 yılları arasında Bilecik'te valilik yapan Refik Arslan Öztürk, Anadolu'nun Lice'den Söğüt'e kadar pek çok köşesinde kaymakamlık ve valilik koltuğuna oturdu.
Ancak o, oturduğu koltuğun gücünü halkı ezmek ya da kendi ikbalini inşa etmek için değil; millete hizmet etmek için kullandı.
Bilecik'te görev yaptığı yıllarda Şeyh Edebali Türbesi'nin düzenlenmesinden Organize Sanayi Bölgelerinin kurulmasına, Fen Lisesi'nin kazandırılmasından devlet bütçesinin tek bir kuruşunun dahi ziyan edilmemesine kadar sayısız başarıya imza attı.
Fakat tüm bu icraatların ötesinde onu hafızalara kazıyan şey, devletin imkanlarını şahsi şatafatı için asla kullanmamasıydı.
Sabahları makamına yürüyerek giden, il dışındaki toplantılara makam aracıyla değil kendi cebinden aldığı otobüs biletiyle katılan bir validen bahsediyoruz.
İşte bu duruş, Bileciklilerin ona neden "Baba Vali" dediğinin en açık kanıtıdır.

Dünle Bugün Arasındaki Büyük Uçurum

Bugün kentlerimizde mülki amirleri sadece gazetelerdeki protokol fotoğraflarında ya da hızlıca geçip giden siyah camlı makam araçlarının camından görebiliyoruz.
Bırakın bir sohbet etmeyi, vatandaşın sorununu iletebileceği bir temsilciyle karşılaşması bile mucizelere bağlı.
Yöneticilerin "çok yoğun" olduğu söyleniyor; peki ama bu yoğunluk halkın içinde olmaktan daha mı kıymetli?

Devlet, vatandaşına çelik kapıların ve koruma çemberlerinin arkasından baktığı sürece "baba devlet" anlayışı zedelenir.
Refik Arslan Öztürk bize gösterdi ki; bir vali, bir bürokrat şatafatsız da devletin itibarını en üst düzeyde koruyabilir.
Hatta gerçek itibar, o makam koltuğundan kalktıktan sonra halkın duasıyla anılabilmektir.

Bir Hasretin Özeti

Refik Arslan Öztürk, 14 Kasım 2020'de aramızdan ayrıldı.
Karacaahmet Şakirin Camii'nden uğurlanırken arkasında ne büyük mal varlıkları ne de şatafatlı hikayeler bıraktı; sadece lekesiz bir ad ve halkın samimi duasını bıraktı.

Günümüzde böyle devlet adamlarına olan hasretimiz her geçen gün artıyor. Temennimiz, makam mevki sahibi olan herkesin Refik Arslan Öztürk'ün yaşamından dersler çıkarması ve halkın arasına karışmanın devleti küçültmediğini, aksine yücelttiğini hatırlamasıdır.

Mekânın cennet olsun "Baba Vali". Bu millet senin gibileri asla unutmayacak.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.