☰
✕

'Tek yürek' olmadan önce…

Emin ÖZTÜRK

Yüksel Yıldırım, takımın kritik bir dönemden geçtiğini belirterek, bu süreçte taraftarın takımı yalnız bırakmaması adına bir açıklama yaptı.

Temel olarak söylenenlerin doğruluğuna itiraz etmek mümkün değil.

Ancak açıklamanın tamamına baktığınızda, yine bildik, yine ezberlenmiş, yine beylik sözlerle karşılaşıyorsunuz.

“Bazen birbirimize kızarız, bağırırız, tartışırız ama Samsunspor’a küsüp sırtımızı dönmeyiz. Söylediklerimin yanlış anlaşıldığı veya gönül kırdığı noktalar varsa bundan dolayı üzgünüm…”

Ardından:

“Siz bu kulübün ruhusunuz. Geçmişi, bugünü ve geleceğisiniz. Bu arma sizin alın teriniz, haykırışınız ve mirasınız…”

Ve devamında:

“Atatürk’lü armaya küsülmez; çünkü Samsunspor hepimizden büyüktür. Kırgınlıkları bir kenara bırakalım, yanlışları birlikte düzeltelim ve Samsunspor’u hak ettiği yere omuz omuza taşıyalım…”

Güzel sözler…

Kulağa hoş geliyor.

Ama sorun da tam burada başlıyor.

Çünkü taraftarın gönlünü almak için çıkılan yol, ne yazık ki yine tepeden bakan bir anlayışın gölgesinde kalıyor.

Bu nedenle insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bu sözlerin hedefinde kim var?

Büyük Samsunspor Taraftarı mı?

Yoksa zaman zaman kullanılan o meşhur ifadeyle “makyajlı Samsunsporlular” mı?

İşin daha da ilginç tarafı, taraftardan tribünleri doldurması isteniyor.

Peki neden?

Samsunspor için mi?

Takımın ortaya koyduğu futbol için mi?

Yoksa rakiplerin milyonluk yıldızlarını izlemek için mi?

Bu sorunun cevabı açıklamada yok.

Oysa mesele sadece tribünlerin dolması değil.

Samsunspor’un bugün ligde bulunduğu konumun, ortaya koyduğu futbolun, alınan sonuçların ve takımın neden bu hale geldiğinin hiç mi önemi yok?

Taraftardan fedakârlık istenirken, yönetim tarafının da bazı sorulara cevap verme zorunluluğu yok mu?

Örneğin;

Zeki Yavru neden gönderildi?

Satka neden gönderildi?

Van Drongelen, Makoumbou, Ntcham, Holse, Diabate, Mouandilmadji ve hatta Moujai neden gönderildi?

Geçen sezonun başarılı kadrosundan bu kadar çok oyuncunun gönderilmesinin sportif gerekçeleri neydi?

Yeni transferler neden hâlâ kadroya girmekte zorlanıyor?

Aylarca ayağına top değmemiş oyuncular hangi gerekçeyle transfer edildi?

Sezon başında yapılan kadro planlamasının bugün ortaya çıkan tabloyla ilgisi yok mu?

Bunlar da taraftarın bilmek istediği sorular.

Hatta belki de tribünlerin neden boşaldığını anlamanın yolu, tam olarak bu soruların cevaplarından geçiyor.

“Madem takımın gerçek sahibi taraftar” deniliyor, o halde taraftara yalnızca “gel, destekle, sahip çık” demek yerine, alınan kararların gerekçelerini de anlatmak gerekmez mi?

Çünkü taraftar sadece alkışlayan, bilet alan, tribünü dolduran ve gerektiğinde kulübün imdadına yetişen bir topluluk değildir.

Taraftar aynı zamanda sorar.

Neden?

Niçin?

Kim karar verdi?

Hangi gerekçeyle?

Ve en önemlisi:

“Samsunspor neden bu hale geldi?”

Bu sorulara cevap vermeden, yalnızca “tek yürek, tek nefes, tek sevda” demek kolay.

Asıl mesele, o tek yüreğin neden kırıldığını anlatabilmek.

Çünkü gönül almak, güzel cümleler kurmaktan ibaret değildir.

Bazen bir özür gerekir.

Bazen açık ve net bir açıklama.

Bazen de “Biz nerede yanlış yaptık?” diyebilmek…

Samsunspor taraftarından beklenen samimiyetse, taraftarın da yönetimden beklediği tam olarak bu:

Slogan değil, açıklama.

Hamaset değil, hesap verilebilirlik.

Taraftardan destek isteniyorsa, önce taraftarın kafasındaki soruların cevaplanması gerekir.

Çünkü tribünler yalnızca çağrıyla dolmaz.

Güven varsa dolar.

İnanç varsa dolar.

Ve en önemlisi, taraftar kendisini gerçekten o kulübün sahibi olarak hissediyorsa dolar.