SIFIR SAVUNMA

Emin ÖZTÜRK

“Savunma, savunma, savunma…

Gelelim asıl meseleye…

Savunma!”

Aynen böyle yazmıştık.

Beşinci haftada da aynı şeyi yazıyoruz.

Çorum karşısında öyle bir performans(!) sergilediler ki iki stoperimizin arasından bırakın futbolcuyu, TIR filosu geçerdi.

Savunmayı sil baştan yaparsanız, tarihi hezimetleri de deftere yazmak zorunda kalırsınız.

Nitekim kaldık da…

Yüksel Yıldırım üçe alıp on üçe satmanın ticari dersini verirken, Samsunspor da sahada futbol dersinden nasibini aldı. Hem de ağır bir ders…

İşin özeti bu.

Hezimetin fatura adresi belli.

Ancak sabır isteniyor.

İsteniyor da…

Tünelin ucunda ışık oldukça zayıf.

Thorsten Fink, maç öncesi ve sonrasında takımın birbirini tanıması gerektiğini, özellikle savunmada oyuncuların iletişim kurmasının ve birbirlerinin ne yapacağını öngörebilmesinin önemini anlatıyor:

“Biraz zamana ihtiyacımız olacak.”

Elbette yeni bir takımın birbirine alışması zaman alabilir.

Ama keşke Fink, uzun uzun bunları anlatacağı zamanı biraz da rakip analizine ayırsaydı.

Çünkü rakibin en önemli silahlarından birine karşı önlem almak için haftalarca birlikte oynamış olmak gerekmiyor.

Cengiz Ünder’in sağ çaprazdan attığı golü futbol izleyen sıradan insanlar bile bilir.
Yarım devrelik adamdan iki gol yedik.

Hem de rakibin bu özelliğini biliyor olmamız gereken bir maçta…

Savunmamızın harika(!) performansına Okan Kocuk da eşlik edince, ortaya çıkan tablo kaçınılmaz oldu.

Van Drongelen ve Satka’yı çok arayacağımızı biliyorduk.

Ama doğrusu, Samsunspor savunmasının bu kadar kolay dağılıp bu kadar çaresiz kalmasını beklemiyorduk.

Beklemiyorduk ama…

Olsun. Kasa doldu!

Anlaşılan o ki, sahadaki eksikleri telafi etmek için tesellimiz de bu olacak.
Golcülerimize kavuştuğumuzda yaşadığımız gol kısırlığının sona ereceğini düşünüyorduk.

Çorum takımının golcülerini izledik.

Üstelik 68. dakikaya kadar takımının ortaya koyduğu futboldan memnun görünen Fink’i de bu tabloya eklemekte fayda var.

Çünkü mesele yalnızca gol atamamak değil.

Mesele, rakibe bu kadar kolay gol attırmak.

Bir takım gol atamayabilir.

Ama savunması bu kadar kırılgan, iletişimi bu kadar kopuk, rakip karşısında bu kadar çaresiz görünüyorsa, sorun artık yalnızca “zamana ihtiyaç var” cümlesiyle açıklanamaz.

Beşinci haftaya geldik.

Hâlâ aynı şeyi konuşuyoruz:

Savunma, savunma, savunma…

Ve korkarım ki böyle giderse, konuşacağımız şey sadece savunma olmayacak.
Tarihe geçen hezimetleri de konuşmaya devam edeceğiz.