GİDEN MAÇ GELDİ, GELEN MAÇ GİTTİ DERKEN…
İlginç bir karşılaşma izledik.
Maç önce gitti, sonra geldi. Gelir gibi oldu, yeniden gitti derken, sonunda bir puanı kurtardık. Oysa üç puanı almak da işten bile değildi, haftayı puansız kapatmak da…
Karşılaşmanın en ilginç taraflarından biri, rakibin her iki yarıya da golle başlamayı bilmesiydi.
Kaçan penaltıyı ise “ilginç” olarak tanımlamıyorum. Zira penaltı kaçırmak, artık bizim geleneklerimiz arasında!
Bizim dağınık futbolumuza karşı, kötü Göztepe savunmasının da puanları adeta paylaştırdığını söylemek sanırım en doğrusu.
Sahada eski oyunculardan oluşmuş yeni bir takım görüntüsü vardı. Çıkarılan kadro evlere şenlikti. Hatlar arasında kopukluk, anlamsız top kayıpları ve ne yaptığını tam olarak bilemeyen bir takım görüntüsüyle başladık maça.
Yok, olmadı…
Doğru cümle şu: “Kötü ötesi başladık.”
İstekli miydik?
Evet.
Sonuna kadar mücadele ettik mi?
Evet.
Ancak isteğimiz ve mücadele azmimiz, yaptığımız hataların önüne geçmeye yetmedi.
Yetmedi…
Bizim isteğimiz haftayı üç puanla kapatmaktı. Bunu başaramadık.
İstekliydik ama savunmada adeta saçmaladık.
Geçen sezonki savunma uyumunu bu maçta mumla aradık. Uyumlu savunmanın yerinde ise şimdi çil çil Eurolar, dolarlar var…
Futbolun klasik deyimleriyle devam edelim:
Sezonun henüz başındayız.
Uyum sorunumuz var.
Yeni transferlerin takıma alışması zaman alacak.
Bunların hepsi doğru olabilir.
Ama bir gerçek daha var: Bu takımın savunma zaaflarını ve dağınık görüntüsünü bir an önce toparlaması gerekiyor.
Sezonun başı olabilir, uyum sorunu yaşanabilir. Takım olma niteliği kazanılmamış olabilir. Ancak puanlar da sezon sonunda değil, bugünlerde de toplanıyor.
Umut edelim ki uyum sorunu aşıldığında çok daha iyi bir Samsunspor izleyeceğiz.
Şimdilik bir puanı cebimize koyduk.
Ama açık konuşalım:
Bu maç üç puanla da bitebilirdi, puansız da…
Biz, ikisinin arasında kaldık.