Geç Kalan Futbol, Kaçan Avrupa!...

Nedim AYDIN

Son haftalarda çıkışa geçen Samsunspor, oynadığı futbolla hem taraftarına umut verdi.   
Özellikle Beşiktaş karşılaşması sonrası yakalanan ivme, Trabzonspor ile oynanan Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final mücadelesi ve deplasmanda Alanyaspor karşısında sergilenen oyun.
Cezasının sona ermesiyle birlikte teknik direktör Thorsten Fink takımın başında sahaya çıktı.
Fink, Alanya deplasmanında radikal bir karara imza atarak ilk 11’de tam 9 oyuncu değişikliği ile sahaya çıktı.
Bu tercih, sahaya yansıyan enerji ve mücadeleyle kısa sürede karşılık buldu.
Maçın başından itibaren oyunun kontrolünü eline alan Samsunspor hem topa sahip olma hem de pozisyon üretme konusunda rakibine üstünlük kurdu.
Karşılaşmanın 37. dakikasında Tavşan’ın golüyle öne geçen kırmızı-beyazlı ekip, bu golün hemen ardından oyundan kopmadı.
Aksine tempoyu artıran Samsunspor, sadece iki dakika sonra Marius’un şık pasında Ntcham ile farkı ikiye çıkardı.
İlk yarıyı 2-0 önde kapatan Karadeniz temsilcisi, soyunma odasına moralli girdi.
İkinci yarıda da oyun disiplininden kopmayan Samsunspor, rakibine alan bırakmadan kontrollü bir futbol sergiledi.
Maçın son bölümüne kadar üstünlüğünü sürdüren Samsunspor, uzatma dakikalarında Marıus ile bir gol daha bularak skoru 3-0’a getirdi.
Bu golle birlikte maçın tamamen koptuğu düşünülse de son dakikalarda yaşanan konsantrasyon kaybı dikkat çekti.
90+6’da Alanyaspor Güven Yalçın’ın golüyle fark bire inerken, hemen ardından gelen ikinci gol Samsunspor cephesinde kısa süreli bir panik yarattı.
Ancak kalan sürede başka gol olmayınca mücadele 3-2 Samsunspor’un üstünlüğüyle sona erdi.
Bu karşılaşma, Samsunspor’un sadece skor üretme gücünü değil, aynı zamanda oyun karakterini de ortaya koydu.
Ancak son dakikalarda yaşanan rehavet, teknik heyetin üzerinde durması gereken önemli bir detay olarak öne çıkıyor.
Eğer Samsunspor bu oyun seviyesini sezonun daha erken bölümünde yakalayabilseydi, Avrupa hedefi bugün çok daha gerçekçi bir noktada konuşuluyor olacaktı.
Futbolda istikrar, en az kalite kadar belirleyici ve Samsunspor’un asıl eksiği de uzun süre bu oldu.
Son haftalarda görülen tablo; daha cesur, önde basan, üretken ve ne oynadığını bilen bir takım görüntüsü.
Ancak sezonun önceki bölümünde yaşanan puan kayıpları, özellikle iç sahada bırakılan fırsatlar ve oyun kimliğindeki dalgalanmalar, bugün gelinen noktada Avrupa yarışından kopmasına neden oldu.
Şunu da unutmamak gerekir; Bir takımın kimlik bulması zaman alır.
Teknik değişiklikler, oyuncu uyumu ve sistem oturması derken Samsunspor belki de geç ama doğru bir yola girdi.
Eğer bu performans korunur ve üzerine koyularak devam edilirse, bu sezon olmasa bile gelecek sezon için Avrupa hedefi çok daha kolay olabilir.
Kısacası mesele sadece “daha erken oynansaydı” değil; bu oyunun sürdürülebilir hale getirilmesi.
Samsunspor şu an doğru sinyalleri veriyor.
Önemli olan bunu kalıcı kılmaktır.