Tarihin Rehberliğinde Şahlanış!
Tarih, sıradan milletlerin geçit töreni değil; inancıyla, adaletiyle ve kurduğu medeniyetle zamana mühür vuran büyük milletlerin süzgecidir.
Bizler, asırlar boyunca dünyanın akışını değiştiren, mazlumlara sığınak, zalimlere korku salan ulu bir çınarın torunlarıyız.
Üç kıtada adaletin bayrağını dalgalandırdığımız o ihtişamlı geçmiş, sadece geride kalmış bir hatıra değil; yarınımızı inşa edecek en kudretli pusulamızdır.
Bugün bu nesil, asil köklerinden aldığı ilhamla küllerinden yeniden doğmaya, tarih sahnesine yeniden adalet ve merhamet damgasını vurmaya hazırlanıyor.
Bu şahlanışın ruhunu kavramak ve istikametimizi doğru tayin etmek için bakacağımız yer bellidir:
Ecdadımız Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin çizdiği kudret ve adalet yolu.
Onların düsturlarını kendimize kılavuz kabul ettiğimizde, yeryüzündeki insanlık için yeniden büyük hayırlara vesile olacağımızdan en ufak bir tereddüdümüz yoktur.
I. Fatih'in Vizyonu; Çağ Açan İrade ve Fetih Anlayışı
Fatih Sultan Mehmet Han, sadece bir şehri fetheden bir hükümdar değil; bir çağ kapatıp yeni bir çağ açan devasa bir vizyonun mimarıdır.
Fatih'in dehası yalnızca askeri stratejilerinde değil, ilme verdiği değerde, fethettiği yerlerdeki insanlara sağladığı inanç ve vicdan hürriyetindendir.
İstanbul'u fethettiğinde "İçinizdeki huzursuzlukları unutun, dininizde, ibadetinizde ve hayatınızda tamamen özgürsünüz" diyerek insanlığa adalet dersi veren bir iradenin torunlarıyız.
Bugün bizim de ihtiyacımız olan şey, Fatih'in o sarsılmaz kararlılığı, geniş ufku ve ilme olan hayranlığıdır.
İçimizdeki küçük hesapları, ataleti ve "kurtları" temizleyerek tıpkı Fatih gibi büyük bir vizyon kuşanmak zorundayız.
Dünya, yeni bir çağın eşiğindeyken; bizim neslimiz de ahlaki dürüstlükle, akılla ve inançla kendi çağının fetihlerini gerçekleştirmek mecburiyetindedir.
II. Yavuz'un Kararlılığı; Ümmetin Emniyeti ve Hakikatten Sapmayan Duruş
Yavuz Sultan Selim Han deyince akla gelen ilk şey, sarsılmaz bir iman, adalet ve ümmet bilincidir.
O, Doğu'nun ve Batı'nın dengelerini değiştiren, mukaddes emanetlerin koruyucusu ve İslam dünyasının huzurunu tesis etmek için gecesini gündüzüne katan müstesna bir liderdir.
Yavuz'un yolu; hakikatten taviz vermeyen, kararlı, cesur ve mazlumun hakkını zalimin gırtlağından söke alacak bir iradenin yoludur.
Bugün Asya'dan Avrupa'ya coğrafyaları gezdiğinizde, emperyalist devletlerin bıraktığı sömürü izlerini, dillerini ve kültürlerini görürsünüz.
İngilizler, Fransızlar gittikleri yerlerden yeraltı kaynaklarını alıp ülkelerine taşırken, arkalarında dillerini ve kalıcı bir yıkım bıraktılar.
Fakat Yavuzların, Fatihlerin torunları olan bizler, gittiğimiz hiçbir coğrafyada kimseyi asimile etmedik.
Dillere, dinlere müdahale etmedik; insanı insan olduğu için baş üstünde tuttuk. Yavuz'un kararlılığı, işte bu hakikat mücadelesinin ve ümmet bilincinin ta kendisidir.
III. Kanuni'nin Adaleti: Mülkün Temeli ve Nizam-ı Alem
Kanuni Sultan Süleyman Han'ın devri, sadece toprakların genişlediği bir imparatorluk dönemi değil; hukukun, sanatın, nizamın ve adaletin zirveye ulaştığı "Muhteşem Yüzyıl"dır.
"Mülkün temeli adalettir" düsturunu devletin her kademesine nakış nakış işleyen Kanuni, dünyanın dört bir yanından gelen mazlumların hak aradığı bir adalet kapısı olmuştur.
Kanuni'nin adalet anlayışı, zengine ve güçlüye başka, garibe başka davranmayan; hakkaniyeti her şeyin üstünde tutan bir medeniyetin tecessüm etmiş halidir.
Bugün dünyada mazlumlar ağlarken, zulüm gören insanlık gözünü Türkiye'ye ve bu coğrafyaya dikmiş durumda.
İnsanlık bizi bekliyor; çünkü biliyorlar ki bu topraklardan yeniden bir Kanuni adaleti yükselebilir.
IV. İçimizdeki Kurtları Temizlemek ve Şahlanış Vakti
Atalarımızın bu devasa mirasını omuzlayabilmek için evvela kendi içimize dönmeli, nefis muhasebesi yapmalıyız.
Bu büyük atılımı gerçekleştirmek; içimizdeki ayrılıkları, menfaatçi yaklaşımları, ahlaki zafiyetleri yani "kurtları" temizlememizden geçer.
Sağlam bir vücut yapısına, ancak ruhen ve ahlaken arınmış bir toplum yapısıyla ulaşabiliriz.
Ahlaken dürüst, insanı sevmeyi bilen, Allah'a hakiki manada kul ve Resulullah'a layık bir ümmet olma şiarını kuşanmalıyız.
Samimiyetle "Bismillah" diyerek yola koyulduğumuzda, yeryüzündeki tüm mazlumlar yeniden huzura erecek; adaletsizliğin üzerine kurulmuş zalim düzenler korkuyla titreyecektir.
"Biz tarihimiz boyunca asla zulmetmedik; hep mazlumun yanında, hakikatin muhafızı olduk."
Allah'ım, bizlere ecdadımızın yolundan sapmadan yürümeyi, Fatihlerin vizyonunu, Yavuzların kararlılığını ve Kanunilerin adaletini bu nesilde yeniden diriltmeyi nasip etsin.
Dünya bizim şahlanışımızı bekliyor; bu kutlu beklentiyi boşa çıkarmamak, boynumuzun borcudur.