Sıcak bir sohbetin ortasında, hayattaki en değerli hazinenin ne olduğu konusu açılmıştı.
İnsanın hayatında kalpten inanmış dört tane dostunun olması ne kadar da güzel ve paha biçilemez bir duyguydu.
Ancak dostlukların sayısından çok, taşıdığı anlam ve o bağın bütünlüğü önemliydi.
Hakikaten de öyleydi; o "bir lira", tamlığı, eksiksizliği ve sarsılmaz bir güveni temsil ediyordu.
Kimi zaman hayatınızdaki o tek bir kişi, binlerce kalabalığa bedel olabiliyordu.
Kimi zaman ise etrafınızı saran binlerce insan bir araya gelse, o tek bir gerçek dostun yerini bile tutamıyordu.
Bu devasa farkı yaratan yegâne güç ise, aradaki o saf samimiyetti.
İnsan en çok kime ait olduğunu, kime karşı savunmasız kalabildiğine bakarak anlardı;
Sürekli nezaket kurallarının ardına saklanıp, "Rica etsem şunu yapabilir misin?" denilen bir ilişki, gerçek bir yoldaşlık barındıramazdı.
Fakat bu ricanın ardında, aralarındaki bağın bu tür resmiyetleri çoktan aştığı gerçeği yatardı.
Gerçek bir dost bilir ki; o sarsılmaz samimiyet her türlü söze, kurala bedeldir ve kalpleri bir arada tutmak için sadece bu samimiyet bile yeterlidir.
Paylaş
Bir Liralık Dostluklar!
Hazır