Tablet ve Telefon Kullanımı Çocukların El, Kol ve Omuz Sağlığını Tehdit Ediyor!...
Prof. Dr. Arel Gereli, Eskiden 60 yaş üzerinde gördüğümüz sinir sıkışmalarına artık 13 yaşındaki çocuklarda bile rastlıyoruz. Haftada en az bir çocuk bu tür şikâyetlerle bize başvuruyor dedi.
Cep telefonu, tablet ve bilgisayar kullanımının çocukların günlük yaşamındaki yeri giderek artarken, uzun süreli ve tekrarlayan kullanım el, kol ve omuz sağlığını da tehdit ediyor. Geçmişte ağırlıklı olarak ileri yaşlarda görülen karpal tünel sendromu, sinir sıkışması ve tetik parmak gibi rahatsızlıkların artık çocuklarda da görülmeye başladığına dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli, aileleri uyarıyor; “Çocuklara teknolojiden uzak durmalarını söylemek gerçekçi değil. Önemli olan bu cihazları bedenlerine zarar vermeden, ölçülü kullanmayı öğretmek.”
Yirmi yıl öncesine kadar 11-13 yaşlarındaki bir çocuğun ellerinde ağrı ve uyuşma şikâyetiyle ortopedi polikliniğine başvurması oldukça nadir karşılaşılan bir durumdu. Çocuklarda görülen sinir sıkışmalarının arkasında çoğunlukla başka bir hastalık aranır ve bazı vakalarda cerrahi müdahale gerekirdi.
Yaklaşık 20 yıldır el, kol ve omuz cerrahisi alanında çalışan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli, son yıllarda bu tablonun belirgin biçimde değiştiğini söylüyor.
Eskiden 60 yaş üzerinde görüyorduk, şimdi çocuklarda karşılaşıyoruz
Çocuklarda el ve kol sorunlarına ilişkin hasta başvurularının dikkat çekici hale geldiğini belirten Prof. Dr. Arel Gereli, şöyle konuşuyor; “Artık karpal tünel sendromu, sinir sıkışması ve tetik parmak gibi geçmişte emekli bankacılarda ya da 60 yaş üzerindeki ev hanımlarında görmeye alıştığımız rahatsızlıklarla ilköğretim çağındaki çocuklarda karşılaşıyorum. Üstelik haftada en az bir çocuk hasta bu tür şikâyetlerle başvuruyor.”
Bu değişimin önemli nedenlerinden birinin cep telefonu, tablet ve bilgisayar gibi kişisel elektronik cihazların kullanımının yaygınlaşması ve kullanım sürelerinin artması olduğuna dikkat çekiliyor.
Çocukların günlük ekran kullanımı 4,5 saate ulaşıyor
TÜİK verileri de teknolojinin çocukların günlük hayatındaki ağırlığını ortaya koyuyor. Türkiye’de 6-15 yaş grubunda akıllı telefon kullanım oranı yüzde 76,1 seviyesinde bulunurken, çocuklarda genel internet kullanım oranı yüzde 91,3’e ulaşmış durumda.
6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 35,7’sinin yalnızca kendi kullanımına ait bilgisayarı, dizüstü bilgisayarı veya tableti bulunuyor. 11-15 yaş grubundaki düzenli kullanıcıların günlük kullanım sürelerinin yaklaşık 4,5 saate ulaşması ise dikkat çekiyor.
Pandemiyle birlikte eğitim alışkanlıklarının da değiştiğini hatırlatan Prof. Dr. Gereli, geçmişte kâğıt-kalem ağırlıklı çalışan çocukların bugün ders çalışırken dahi tablet ve bilgisayar kullandığına işaret ediyor.
Telefonu yalnızca tutmak bile el ve kol sistemini çalıştırıyor
Peki elektronik cihaz kullanımı çocukların ellerini ve kollarını nasıl etkiliyor?
Prof. Dr. Gereli, kürek kemiğinden başlayarak omuz, kol, el bileği ve ellerin aslında bir bütün olarak çalıştığını belirtiyor. Örneğin telefondan uzun süre video izlerken bile cihazı göz hizasında sabit tutabilmek için omuzların öne doğru konumlanması, dirsek ve el bileğinin bükülmesi ve kasların uzun süre aynı pozisyonda kalması gerekiyor.
Uzun süre hareketsiz ve kasılı kalan yumuşak dokular zaman içerisinde kısalıp sertleşebiliyor ve kalınlaşabiliyor. Buna mesaj yazmak, ekran kaydırmak veya bilgisayar oyunu oynamak gibi sürekli tekrarlanan küçük el hareketleri de eklendiğinde dokular üzerindeki yük artıyor.
Küçük ve tekrarlayan hareketler dokularda sıkışmaya yol açabiliyor
Prof. Dr. Gereli süreci şöyle anlatıyor; “Günlük aktivitelerimizin üzerine aşırı elektronik kullanımının getirdiği tekrarlayan yüklenmeler eklendiğinde dokularımız sürekli küçük zorlanmalara maruz kalıyor. Vücut bunları onarırken dokular kalınlaşıp şişebiliyor. Sonunda doku bulunduğu kanalda sıkışabiliyor ya da yanındaki başka bir dokuyu sıkıştırabiliyor. Sıkışan yapı sinirse ellerde uyuşma; kas veya tendonsa takılma ya da yırtılma ortaya çıkabiliyor. Genetik yatkınlık da varsa çocuk çok erken yaşta sinir sıkışması tanısı alabiliyor.”