Tarih bazen tekerrürden ibarettir, ancak bazen de en acı haliyle "yol gösterici" olur.
Türkiye, yıllar önce kendi içerisinden çıkan bir ismin, “Ben PKK’nın yerinde olsam iftar vakti saldırırdım, asker oruçlu olur” şeklindeki o kan donduran mantığını unutmadı.
O gün bu sözleri bir "strateji" sanan gaflet, bugün Siyonist zulmün Gazze’de, Lübnan’da ve tüm bölgede Müslümanların kutsal vakitlerini kana bulayan temel pusulası haline gelmiş durumda.
Siyonist Akıl ve "Çölaşan Mantığı"
Mübarek Ramazan ayında sofralarımızı kana bulayan, sahurda evleri başlarına yıkan bu zihniyet, rehberini belli ki insanlıktan değil, kutsala düşmanlık besleyen karanlık odaklardan alıyor.
İftar vakti savunmasız kalan sivilleri katletmek, sadece bir askeri üstünlük çabası değil; inanca, ibadete ve insani değerlere karşı açılmış topyekûn bir savaştır.
Coğrafyada Kirli Senaryo, Hedef Türkiye mi?
Bugün bölgede yaşananlar basit bir çatışmanın çok ötesinde. Arabistan’daki rafinerilerin vurulması, arkasından gelen "biz yapmadık" açıklamaları ve bu saldırıların arkasındaki gizli elin rahatlığı, büyük bir bölgesel oyunun parçasıdır.
Kutsal topraklarımızın etrafında ateş çemberi daraltılırken, bu ateşin bir sonraki sıçrama noktasının Türkiye olması için zemin hazırlanıyor.
Siyonist aklın pervasızlığı, bölge ülkelerini birbirine düşürerek aradan sıyrılma ve "Büyük İsrail" hayallerine giden yolu açma niyetindedir.
İran üzerinden kurulan denklemler, enerji hatlarına yapılan sabotajlar ve en önemlisi kutsallarımıza yönelik bitmek bilmeyen saldırılar, Türkiye’nin güvenliği için de ciddi birer alarm zilidir.
Dur Demenin Vakti Geçti, Uyanma Zamanı!
Artık kınama mesajlarının, uluslararası hukuka yapılan cılız çağrıların vadesi dolmuştur.
Siyonistler o kadar rahattır ki hem katliam yapıp hem de dünya ile alay edebilmektedirler.
Eğer bizler bugün bu "iftar vakti saldırı" mantığına, bu provokasyonlara ve bölgeyi ateşe atan gizli ellere karşı tek vücut olamazsak, yarın bu kirli oyunların kendi kapımıza dayanması kaçınılmazdır.
Sonuç olarak; Dün "iftarda saldırın" diyen yerli figürlerin bıraktığı o karanlık miras, bugün sınır ötesinde bir soykırım makinesine dönüşmüştür.
Ancak bu millet hem içerideki o zihniyeti hem de dışarıdaki o canileri çok iyi tanımaktadır.
Ülkemiz üzerindeki oyunlara geçit vermemek için sadece uyanık olmak yetmez; bu kirli stratejilere karşı milli ve manevi bir siper oluşturmak artık beka meselesidir.