Son yıllarda sağlık alanında fiziki altyapıya devasa yatırımlar yapılıyor.
Devasa binalar, pırıl pırıl koridorlar, son teknoloji tıbbi cihazlar...
Samsun Şehir Hastanesi de bu vizyonun bölgedeki en somut göstergelerinden biri olarak hizmete girdi.
Ancak unutulan temel bir gerçek var;
Binaları ne kadar yenilerseniz yenileyin, hizmeti sunan nihai unsur insandır.
Yetişmiş, işini liyakatle ve sorumluluk bilinciyle yapan insan gücünüz yoksa; trilyonluk yatırımlarla yükselen o ihtişamlı binalar soğuk birer beton yığınından öteye geçemez. Hizmet, her şeyden önce bir gönül işidir.
Hizmet verdiklerinizin gönlünü kazanamıyorsanız, fiziki imkânların büyüklüğü yalnızca beyhude bir tesellidir.
Samsun Şehir Hastanesi’nin mevcut tablosu maalesef bu acı gerçeği gözler önüne seriyor.
“İçerisinde vatandaşa rehberlik edecek, derdine derman olacak personel yok” desek abartmış olmayız.
Danışmada, sekretaryada ya da koridorlarda vatandaşa yardımcı olması gereken görevlilerin birçoğunun elinde akıllı telefonlar...
Akşama kadar ekran karşısında zaman öldüren, gelenle gidenle ilgilenmeyen bir anlayışla karşı karşıyayız.
Bir adres sormak, bir poliklinik bulmak ya da muayene öncesi bilgi almak isteyen vatandaş, karşısında muhatap bulmakta zorlanıyor.
İşin daha vahim ve vicdanları yaralayan boyutu ise randevu yönetiminde yaşanıyor. Bir hasta düşünün; Çarşamba’dan, Havza’dan, Terme’nin uzak bir köyünden sabahın erken saatlerinde yola çıkıyor. Yaşlı, hasta ve çaresiz... 50 ila 100 kilometre yol kat edip hastane kapısına ulaştığında aldığı yanıt tek cümle:
"Doktor Bey’in acil işi çıktı / hastası var, bugün muayene olamazsınız, filan gün gelin."
Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır? Bu nasıl bir hizmet etiğidir?
O gün randevusu olan hasta sayısı belli: 20 bilemediniz 30 kişi.
Teknoloji çağında yaşıyoruz; bir personelin listedeki hastaları tek tek arayıp, "Hekimimiz bugün zorunlu bir nedenle muayene yapamayacak, lütfen mağdur olmamanız adına bugün hastaneye gelmeyin" demesi bu kadar mı zor?
O yaştaki, o hastalıktaki bir insanı kilometrelerce yoldan getirip geri çevirmek hangi vicdana, hangi idari sorumluluğa sığar?
Yöneticiler, kendi 70-80 yaşındaki yakınları benzer bir muameleyle karşı kalsa ne hissederlerdi?
Buradan Şehir Hastanesi yönetimine ve denetim mekanizmasını elinde tutan İl Sağlık Müdürlüğü’ne açıkça seslenmek gerekiyor:
**Mesai saatlerinde verimliliği ve odağı düşüren kontrolsüz telefon kullanımına derhal düzenleme getirilmelidir. Vatandaşla birebir temas halinde olan personelin görev bilinci ve liyakati ciddiyetle gözden geçirilmelidir.
**Hasta bilgilendirme ve iletişim süreçleri profesyonelleştirilmelidir. Doktorun bulunmadığı durumlarda hastaların yola çıkmadan bilgilendirilmesini sağlayacak basit ve etkili bir takip sistemi kurulmalıdır.
**Saha denetimleri kâğıt üzerinde kalmamalı, halkın yaşadığı bu aksaklıklar yerinde ve zamanında tespit edilip müdahale edilmelidir.
İşini ehliyle yapmayan, vatandaşın mağduriyetine göz yuman her anlayış; en nihayetinde bu devletin ve sistemi yönetenlerin itibarından çalmaktadır.
Bedeli her zaman olduğu gibi yine garip vatandaşa ödetilmektedir.
Devasa binalarla övünmeyi bir kenara bırakıp, o binaların içindeki hizmet kalitesine ve insan unsuruna odaklanma zamanı çoktan gelmiştir.