Kenan Evren!


12 Eylül İhtilali ile TBMM ve partiler kapatılmış, parti liderleri hapse tıkılmış; meydanlara inen Kenan Evren ve konsey üyeleri arkalarında müthiş bir halk desteği bulmuşlardı.
11 Eylül günü oluk oluk akan kan 12 Eylül sabahı kesilmişti.
Sağdan ve soldan bir sürü gencimizi hapsetmiş, bir sürü gencimizi idam etmiş ancak arkasında müthiş bir halk desteği bulmuştu.
1980 Anayasası referanduma sunulmuş; %91,5 "evet" ile Cumhurbaşkanlığı koltuğuna otururken konsey üyeleri de yedi yıllığına Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi olmuşlardı.
Bu arada emekli Orgeneral Ali Fethi Esener, Büyük Türkiye Partisini kurarak siyasete dönüş sinyalleri verince Kenan Evren BTP’yi kapatırken Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’i Zincirbozan’a mecburi ikamete göndermiş; yeni kurulan SODEP’in Genel Başkanı Erdal İnönü’ye de siyasi yasak getirmişti.
Cumhurbaşkanı Evren bir de Turgut Sunalp’in "Horoz Partisi"ne oy isteyince bu millet, 1983 Genel seçimleri ile ANAP’ı tek başına iktidara getirdi.
1986 ara seçimi ile DYP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Samsun Milletvekili seçilip TBMM’ye girince MDP milletvekilleri partilerinden istifa ederek DYP’ye katıldılar.
Çok kısa zamanda grup oluşturan Cindoruk ve arkadaşları, TBMM açılışına Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in gelmesi hâlinde ayağa kalkmayacaklarını, gerekirse Meclisi terk edeceklerini açıkladılar.
Ancak SODEP Genel Başkanı Erdal İnönü, kendisine siyasi yasak getiren Kenan Evren Meclise gelince ayakta alkışlamış ve çokça da eleştirilmişti.
Şimdi yeniden o tartışmalı günlere geri geldik.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Meclise gidiyor; Yeni Parti Lideri Özgür Özel, "Beni seven peşimden gelsin!" diyor, TBMM’yi grubu ile birlikte terk ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 dakika bu manzarayı seyrediyor.
Kapı önünde basın açıklaması yapan Genel Başkan Özel, "Partimizi bölüp ayar vermeye çalışan; Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu, birçok belediye başkanımızı tutuklatan, bir kısmını da transfer eden Recep Tayyip Erdoğan’ı dinleyecek halimiz yoktur" diyor.
Peki, siyasetle kutuplaşmaya...
Yarın da üniversitelerimizi hatta okullarımızı kutuplaştırmaya kimin ne hakkı var? Bu ülke 50 sene geriye mi gidiyor?
O günleri yeniden yaşamaya mı başladık?
Bir koltuk uğruna bu ülkeye bu kadar kötülük yapmaya kimin ne hakkı vardır, merak ediyorum. Sakın ha sakın "Dün dündür, bugün de bugündür" demeyelim;
Bedelini hep beraber öderiz.
Bu böyle biline!