Türkiye’de son dönemde peş peşe gündeme gelen soruşturmalar, insanın ister istemez şu soruyu sormasına neden oluyor:
Biz bu kadar bozulmuş muyduk da haberimiz yokmuş?
Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde yürütülen soruşturmalarla başlayan ve Adalet Bakanlığı görevine gelmesinin ardından da farklı alanlarda devam eden adli süreçlerde; yasa dışı bahis, suç gelirleri, dolandırıcılık, kara para aklama ve vatandaşların birikimlerini hedef alan fon ve mali suçlarla ilgili çok sayıda işlem kamuoyuna yansıdı.
Adeta arı kovanına çomak sokulmuş gibi…
Bir tarafta sanat dünyasından isimler, diğer tarafta iş insanları; bir başka tarafta siyasetçiler, yöneticiler, spor dünyasından kişiler…
Elbette burada önemli olan bir kişinin mesleği veya makamı değil. Suç varsa kim tarafından işlendiğine bakılmaksızın hukuk işletilmesi.
Zaten Bakan Gürlek de suçun kim tarafından işlendiğine bakılmaksızın aynı hukukun uygulanması gerektiğini ifade ediyor.
İşte meselenin asıl can alıcı noktası burası.
Çünkü toplumda yıllardır konuşulan bir kanaat var:
“Paran varsa her kapıyı açarsın.”
“Makamın varsa sana kimse dokunamaz.”
“Gücün varsa yaptığın yanına kalır.”
Eğer hukuk gerçekten bu anlayışı değiştirebiliyorsa, bundan en fazla sıradan vatandaşın fayda görmesi gerekir.
Çünkü dolandırılan da çoğu zaman vatandaş…
Alın teriyle kazandığı parasını biriktiren de vatandaş…
Emekli maaşından artırdığı üç kuruşu geleceği için kenara koyan da vatandaş…
Devletin, vatandaşın hakkını koruması işte tam da burada anlam kazanıyor.
Nitekim son günlerde yapılan açıklamalarda vatandaşların birikimlerini hedef alan mali işlemler, yasa dışı bahis ve suç gelirleri konusunda soruşturmaların sürdüğü bildiriliyor.
Demek ki mesele sadece fakirlik değilmiş!
Yıllarca bazı yanlışların temelinde ekonomik sıkıntıların olduğu düşünüldü.
Ama görünen o ki mesele sadece para değil.
Çünkü insanın cebindeki para arttıkça ahlakı da artmıyor.
Makam yükseldikçe edep otomatik olarak gelmiyor.
Şöhret sahibi olmak insanı dürüst yapmıyor.
Zengin olmak insanı vicdanlı yapmıyor.
Tam tersine, ahlak ve vicdan yoksa para, makam ve güç yanlış ellerde daha büyük bir tehlikeye dönüşebiliyor.
Asıl mesele burada.
Toplum olarak yeniden kendimize bakmamız gerekiyor.
Çocuklarımıza sadece nasıl para kazanacaklarını değil, nasıl insan olacaklarını da öğretmek zorundayız.
Çünkü kaybedilen para yeniden kazanılabilir.
Kaybedilen makam yeniden elde edilebilir.
Ama ahlak, edep ve güven kaybolduğunda bir toplumun yeniden toparlanması çok daha zor olur.
Bugün ortaya çıkan soruşturmalar sadece suç dosyalarından ibaret görülmemeli.
Bunlar aynı zamanda toplumun aynasıdır.
Ve o aynaya baktığımızda gördüğümüz manzara bizi rahatsız ediyorsa, artık sadece başkalarını suçlamak yerine kendimize de sormalıyız:
Biz nerede yanlış yaptık?
Çünkü mesele sadece hukuk meselesi değil.
Mesele ahlak meselesidir.
Mesele vicdan meselesidir.
Mesele, insan olabilme meselesidir.
Ve unutmayalım:
Ahlak ve edep olmayınca, elinizde ne kadar para, makam ve güç olursa olsun, geriye kocaman bir hiç kalır.