Gözümüzü açtığımız her sabah artan etiketlerle, daralan bütçelerle ve "kemer sıkma" politikalarının omuzlarımıza yüklediği ağır yükle güne başlıyoruz.
Milyonlarca memur, emekli ve çalışan bugün derin bir nefes almayı, cebinde parasıyla huzur içinde gezebilmeyi bekliyor.
Ancak uygulanan mevcut ekonomik program, halkı rahatlatmaktan ziyade her geçen gün daha da ezmekte;
Bu tablo ise açıkça bir sosyal zulme dönüşmektedir.
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturundan uzaklaşan, halkın rızasını ve güvenini arka plana iten bir anlayışla yola devam edilemez.
Halkın yöneticilere inanması, yapılan icraatların doğruluğuna ikna olması ve devlete olan güvenin "şahlanış" dönemi yaratması için öncelikle bu çarpık çarkın kırılması gerekmektedir.
Çürük temel üzerine bina kurulmaz
Ekonomide atılan adımların temeli sağlam olmadıkça, üstüne ne kadar makyaj yaparsanız yapın o bina yıkılmaya mahkûmdur.
Maliye politikasının başına getirilen isimlerin halkın gerçekliğinden kopuk, sadece rakamlar ve vergiler üzerinden yürüttüğü sistem duvara çarpmaktadır.
Halkın cebindeki son kuruşa göz dikmek, dar gelirliyi ve emekliyi sefalete mahkûm etmek rasyonel bir ekonomi yönetimi değil, yalnızca acziyettir.
Temeli çürük olan bu ekonomik sistem acilen masaya yatırılmalı, halkı önceleyen yeni ve adil bir anlayışla değiştirilmelidir.
Göz Yumulan Zulüm, meyve ve sebzeler derelere dökülürken seyirci kalınamaz
Ekonomik sıkıntılar bu kadar derin hissedilirken, denetimsizliğin ve başıboşluğun getirdiği manzaralar vicdanları sızlatmaktadır.
Sosyal medya platformlarında ibretle izlediğimiz;
Tonlarca meyve ve sebzenin kasalanarak derelere, çöp sahalarına döküldüğü görüntüler açık bir suçtur, bir insanlık ayıbıdır.
Halk paraya, gıdaya bu kadar muhtaçken, birilerinin piyasayı manipüle etmek, fiyatı düşmesin diye ürünleri yok etmek adına bu vahşeti sergilemesine asla göz yumulamaz.
Başka hiçbir ülkede bu vicdansızlığın yanından bile geçilemezken, bizim ülkemizde bunun elini kolunu sallaya sallaya yapılması ve yetkililerin bunu adeta seyretmesi kabul edilemez.
Bu tür vicdansızlıklara tevessül edenlere öyle ağır, öyle caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı ki, bir daha kimse halkın rızkıyla oynamaya cesaret edemezsin.
Halkın yüzü artık gülmeli
Devletin asli görevi, vatandaşına el açtırmak değil; onların onurlu, huzurlu ve refah içinde bir hayat sürmesini sağlamaktır.
Adına ne denirse denilsin, bu millete bu zulmü reva gören zihniyet derhal terk edilmelidir.
Ülkenin kaynakları bir avuç kesime değil, bu toprağın hakiki sahipleri olan emekçilere, üreticilere, emeklilere akıtılmalıdır.
Halkın yüzü gülmedikçe, bu ülkenin huzur bulması imkânsızdır.