Samsun’umuz, üç tarafını saran denizi, sarmalayan ırmakları ve eşsiz körfeziyle adeta bir deniz kenti...
Ancak bu coğrafi zenginlik, ne yazık ki denizin asıl sahibi olan halka, amatör balıkçılara aynı ölçüde kucak açmıyor.
Yıllardır Karadeniz Doğal Hayatı Koruma ve Su Sporları Derneği çatısı altında, bu kentin balık sevdalılarının, garip gurebasının sesi olmaya çalıştık.
Yerel yöneticilerimize seslendik, çalmadık kapı bırakmadık;
Lakin gördüğümüz manzara maalesef değişmedi.
Bugün geldiğimiz noktada, amatör balıkçılarımızın yıllardır elleriyle tuttukları, başlarını soktukları kayık bağlama yerleri imalata açıldı, şantiye alanı ilan edildi.
Peki, buradan soruyoruz?
Bu 350 amatör kayıkçı, teknelerini nereye götürecek?
Samsun gibi dar bir kıyı şeridinde bu insanlar teknelerini nereye çekecek?
İşin en acı ve düşündürücü tarafı, kural ve imtiyazların kimliğe göre işliyor olmasıdır. Şehrin kıyısında bazı yelken kulüpleri veya ayrıcalıklı dernekler hem ticari faaliyetlerini yürütüyor hem de teknelerine en konforlu bağlama yerlerini rahatça bulabiliyor.
Onlar da birer dernek statüsünde;
Ancak belli ki "gariban" olmadıkları için kapılar onlara sonuna kadar açılıyor.
Kimi yerlerde düğün salonlarına varıncaya kadar ticari rantın önü açılırken, halkın insanı, kendi memleketinin denizinde bir teknesini bağlayacak, iki satır huzur bulacak bir karış toprak bulamıyor.
Bu çifte standart, bu adaletsizlik artık vicdanları yaralamaktadır.
Bizler halkın içinden gelen, halkın sesini duyuran sivil toplum örgütleriyiz.
Ne var ki sesimiz sadece seçimden seçime hatırlanıyor, seçim bittikten sonra ise amatör balıkçının feryadı kulak ardı ediliyor.
Bu Mağduriyet Tüm Samsun'un Meselesidir
Unutulmasın ki mağdur olan sadece 350 kayıkçı değildir;
O 350 insanın çoluğu, çocuğu, ailesi, eşi, dostu yani binlerce Samsunlu bu mağduriyetin içindedir.
Onların denize ulaşma, amatör balıkçılıkla huzur bulma hakkı gasp edilmektedir. Yıllardır bas bas bağırıyoruz;
Amatör balıkçılar için kalıcı, resmi, alt yapısı yapılmış güvenli bir çekek ve bağlama yeri belirlensin!
Bugün o bölgeyi şantiye alanı ilan edip tekneleri oradan tahliye edenler, bu 350 teknenin nereye gideceğinin planını yapmak zorundadır.
"Kaldırdık, bitti" demekle bu iş çözülmez.
İdarecilik, sadece yıkmak veya alanı dönüştürmek değil, o insanlara alternatif, hakkaniyetli bir çözüm sunmaktır.
Artık Elimizden Tutulmasını Bekliyoruz
Buradan, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve tüm yetkililere açıkça sesleniyoruz;
Bu yanlışa artık bir "dur" deyin!
Halkın balıkçısına, garibanına sırtınızı dönmeyin.
Yelken kulüplerine gösterilen kolaylığın ve imkânın, bu şehrin asıl evlatlarına da tanınmasını istiyoruz.
Amatör balıkçıların hak ettiği, modern ve resmi çekek yerlerinin ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Artık bizim de elimizden tutacak, bu feryadı duyacak bir irade bekliyoruz.
Samsun’un denizini sadece belli bir kesimin değil, bu halkın tamamının özgürce kucaklayacağı günlerin gelmesi dileğiyle...