OLSUN, UCUZ ALDIK PAHALI SATTIK…


Ne oynadığını bilenle bilmeyenin, topu hızlı oynayanla bir türlü hızlanamayanın karşılaşmasıydı.

Daha maçın ilk düdüğünden itibaren öylesine rezil bir performans sergiledik ki, ilk sekiz dakikada hepimizin ağzından aynı cümle çıktı:

“Ne yaşıyoruz biz?”

Resmen korku filmi gibiydi.

Üçüncü dakikada golü yedik. Beşinci ve sekizinci dakikalarda ise kalemizde önemli tehlikeler yaşadık. İlk sekiz dakikada üç farkla geriye düşmemiz işten bile değildi.

Neyse…

Kasa dolarlarla, eurolarla dolu!

Ucuz aldık, pahalı sattık.

Ama ‘ucuz alacağız’ diye alınan oyuncuların kamp yapmadan, birlikte oynama alışkanlığı geliştirilmezse, iki stoper birbirine bakarken; elin oğlu gelir ağlarını havalandırır.

Futbol biraz da takım olma işi değil mi?

İyi ki Okan var!

Takımın en iyisi, kalesinde iki gol görmesine rağmen Okan Kocuk'tu.

Kalecimizin gününde olması, daha büyük bir farkın oluşmasının önüne geçti.

Ama bir takımın yalnızca tutanına güvenerek yola çıkması mümkün değil.

Dün akşamın bir diğer sorunu atanımızın olmamasıydı.

Pozisyon bulmakta zorlandık, bulduğumuzda da son vuruşlarda etkisiz kaldık.

Peki lider nerede?

Bir başka soru daha var:

Bu takımın ateşleyici gücü kim olacak?

Zor anlarda arkadaşlarını ayağa kaldıracak, oyunun gidişatına müdahale edecek, takım arkadaşlarına “Buradayız!” diyebilecek bir liderimiz var mı?

Açıkçası, bir liderin eksikliğini de daha çok arayacağız gibi görünüyor.

Savunma, savunma, savunma…

Gelelim asıl meseleye…

Savunma!

Sol kanadımız resmen otobana döndü.

Rakip oyuncular o kanattan öyle rahat geçti ki, neredeyse yanlarından geçerken bir kahve ikram etmediğimiz kaldı.

Savunma hattımızın uyumu, kadro yapılanmasının aceleciliği ve oyuncuların birbirleriyle oynama alışkanlığının henüz oluşmaması, daha sezonun başında ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Anlaşılan o ki; bu sezon savunmayı daha çok  yazıp çizeceğiz.

Çünkü iyi bir takımın önce neyi savunacağını, sonra neyi oynayacağını bilmesi gerekiyor.

Ligdeki ilk mağlubiyetimizi aldık.

Üstelik kendi sahamızda.

Maçın ilk dakikalarında üç farkla geriye düşebileceğimiz bir tabloyla karşı karşıya kaldık. İkinci yarıda toparlanmaya çalışsak da bu görüntü, sezonun geri kalanı adına ciddi bir uyarı niteliğinde.

Şimdi soruyorum:

Bu anlayışla mı Samsunspor deplasmanını zor bir deplasman hâline getireceğiz?

Elbette futbolun telafisi var.

Henüz sezonun başındayız.

Ama sahadaki eksikleri görmezden gelmenin de kimseye faydası yok.

Çünkü futbol yalnızca transfermarkt değerlerinden, dolar ve euro hesaplarından, “ucuza aldık, pahalıya satarız” hesabından ibaret değil.

Sahada takım olmak gerekiyor.

Savunmada birbirine güvenmek, orta sahada mücadele etmek, hücumda üretmek ve gerektiğinde takım arkadaşının sorumluluğunu almak gerekiyor.

Yoksa…

Kasa dolarlarla, eurolarla dolu olabilir.

Ama skor tabelası futboldaki gerçeği söylemeye devam eder.