Aramızdaki Hainler ve Unutulan Vicdan!...


Bir milletin canını en çok ne yakar bilir misiniz?
Düşmanın attığı kursun değil, dost bildiğinin, aynı topraktan beslendiğinin arkadan vurduğu darbe...
Bugün Filistin’de, Gazze’de, Sumud direncinin sürdüğü o mazlum topraklarda yaşananlar sadece insanlığın değil, bizim de kendi içimizdeki büyük bir imtihanın aynası oldu.
O aynaya baktığımızda gördüğümüz bir gerçek var ki, yüreğimizi dağlıyor, utançtan başımızı öne eğdiriyor.
Bu toprağın ekmeğini yemiş, ay-yıldızlı kimliği cebinde taşımış, belki de aynı çocukluk sokaklarında koşturduğumuz bazı şahıslar; bugün İsrail ordusunun üniformasını giyip masum çocukların, savunmasız kadınların üzerine bomba yağdırıyor.
Türkçe konuşan, bu coğrafyanın havasını solumuş olan o "Türk görünümlü" siluetler, Gazze’de kan akıtan çarkın birer dişlisi haline gelmiş durumda.
İnsan sormadan edemiyor;
Bir insan, doğup büyüdüğü toprağın adalet, merhamet ve mazluma kanat germe mirasına nasıl bu kadar yabancılaşabilir?
Kendi elleriyle emzikli bebeklerin, yaşlı anaların ahına nasıl ortak olabilir?
Vicdanımızı Kanatan Bu Sessizlik Neden?
Gözlerimizin önünde bir insanlık dramı oynanıyor.
Ancak bizi asıl kahreden, o bombayı atan elin sahibinin bizim aramızdan çıkmış olması ihtimalidir.
Görevini bitirip, ellerindeki kanı bile tam temizlemeden hiçbir şey olmamış gibi yarın bu ülkeye dönecek olmaları fikri...
İşte bu fikir, her vicdan sahibi insanın uykularını kaçırmaya yetiyor.
Bizler bu topraklarda yüzyıllardır mazluma kucak açan, dünyadaki tüm mağdurların sığınağı olan bir medeniyetin evlatlarıyız.
Bizim tarihimiz, zalimin yanında olmakla değil; Zalimin karşısında elif gibi dik durmakla yazıldı.
Şimdiyse birileri çıkıyor, o mukaddes mirasa leke sürüyor, adımızı ve kimliğimizi katliam bültenlerine yazdırıyor.
Yürekler Yanıyor, Adalet Bekliyor
Bu durum sadece bir güvenlik meselesi ya da hukuki bir madde detayından ibaret değildir.
Bu, anaların gözyaşıdır;
Yıkıntılar altından çıkarılan küçücük bedenlerin sessiz çığlığıdır.
Devletimizin ve milletimizin bu lekeyi kabul etmesi, aramızda bu zalimlere yer açması mümkün değildir.
5901 sayılı kanunda, milletin kanayan vicdanı da nettir:
Başka bir devletin katliam makinesine gönüllü asker olanların bu vatanla olan bağı derhal, tamamen ve bir daha bağlanmamak üzere koparılmalıdır.
Aramızda dolaşan bu gölgeler, yarın çocuklarımızın yüzüne bakarken utanacağımız birer utanç vesikası olmamalıdır.
Yüreğimizdeki bu yangının sönmesi, akan kanın hesabının sorulması ve içimizdeki bu hainlerin hak ettikleri şekilde bu topraklardan uzaklaştırılmasıyla mümkündür.
Çünkü bu millet, zalimin yanında saf tutanları değil;
Daima haklının ve mazlumun yanında duranları bağrına basmıştır.
Ve tarih, bu lekeyi taşıyanları da asla affetmeyecektir.