ÇALIŞMADIĞIMIZ YERDEN YAKALANDIK.


Ve bunun adı şanssızlık değil.
Samsunspor penaltı atamayan bir takım. Bu yeni bir sorun da değil. Defalarca gördük, defalarca söyledik: Bu takımın bir penaltıcısı yok.
Peki o zaman soralım:
Penaltıcın yoksa, kupa maçına özel çalışmak da mı yok?
Teknik heyet, oyunu okuyamadığı gibi bu ihtimali de görmezden geldi. Bu, ihmal değilse hatadır; hata değilse büyük bir eksikliktir.

Üç penaltının üst üste kaçması…
Buna “şanssızlık” demek, gerçeği hafifletmek olur.
Bu, hazırlıksızlıktır.

Yüz yirmi dakika boyunca verilen emeğe yazık oldu. Üstelik uzun süre on kişi mücadele etmişken…
Okan Kocuk’un kurtarışları bile bir anlam taşımadı. Ve sevinemedik.

Finale bir adım kalmıştı.
Kaçan sadece penaltılar değildi; belki de Avrupa’nın kapısıydı.

Karadeniz’de rekabet yumuşamaz.
“Dostluk” bekleyenler için bu hikâyenin sonu hep aynıdır. Trabzonspor ile aradaki çizgi çoktan kalın çekildi. Bunun tanığıyız.

Maç gergindi. Başından sonuna kadar…
Kartlar havada uçuştu, düdükler tartışıldı. Hakemin standardı yine yoktu. Ama suçu sadece orada aramak da kolaycılık olur.

Bizim de hatalarımız vardı.
Örneğin Cherif Ndiaye… İlk sarı kart, tamamen gereksiz bir refleks. Bu seviyede açıklaması zor.

İlk yarı biz, ikinci yarı rakip daha iyiydi.
Kaleciler sahnedeydi, bitiricilik ise yoktu.
69’da eksildik. O andan sonra denge bozuldu.

Ama takım teslim olmadı.
Direndi. Savaştı. Oyunu 120 dakikaya taşıdı.

Ve sonunda…
Hazırlıksız olduğumuz yerden yakalandık ve elendik.