(Ahmet Şahin Ağabeyimizin ardından)
“Baş açık, ayak yalin”, budur senin ilk hâlin;
Kaç yıl yaşarsan yaşa, sonun budur/ahvâlin;
Neyine güvenirsin? İşte bak pürmelâlin!..
Pasaportta “yerli”sin, “turist” sanma kendini;
“Kabir” var ya “kabristan”, bekler “seni” ve (…) bini!..
“Baş açık, ayak yalin”, “ilk gün”üne dönersin;
“Merkep, at, otomobil”; “uçaklar”a binersin;
“Tabut” var ya “son binek”, “kabre onla inersin!..”
Pasaportta “yerli”sin, “turist” sanma kendini;
“Kabına sığmayan” sen, “süt dökmüşçe sinersin!..”
“Baş açık, ayak yalin”, “nola o gün ahvâlin?”
“Oğlun, kızın” olsa da; “uzak durur her gelin”;
“Dilin” ne söylemişse ne vermiş ise “elin!..”
Pasaportta “yerli”sin, “turist” sanma kendini;
Onlar hazır bekleşir, bunu böylece bilin!..
“Baş açık, ayak yalın”, “amelin var yanında”;
“Münker ve Nekîr” gelir, “hazır olur ânında”;
“Cennet” yahut “Cehennem”, bekleşir “civarında!..”
Pasaportta “yerli”sin, “turist” sanma kendini;
“Mevâ” kat kat döşenmiş, “Cahîm” kendi nârında!..
KAYIKÇ’Ali diyor ki, “Baş açık, ayak yalın…
…Kaç yıl yaşarsan yaşa, budur senin son hâlin…
…Neyine güvenirsin? İşte bak pürmelâlin!..”
Pasaportta “yerli”sin, “turist” sanma kendini;
“Kabir” var ya “kabristan”, bekler “seni” ve (…) bini!..
Ali KAYIKÇI (Âşık DEREBAHÇELİ); 13.05.2026, İlkadım/SAMSUN