Kanuni, Fatih, Yavuz Neredesiniz? İslam Dünyası Kangren Oluyor!
Bugün yeryüzü, akılla açıklanamayacak, vicdanla tartılamayacak bir vahşetin pençesinde can çekişiyor.
Modern dünyanın "süper güç" yaftalı zorbaları ve onların Ortadoğu’daki eli kanlı karakolu, insanlık onurunu her gün yeniden çiğniyor.
Bebeklerin feryadı arşı titretirken, İslam coğrafyası ne yazık ki sessizliğin ve dağınıklığın mahkûmiyeti altında bir "kangren" halini almış durumda.
Mazlumun Gözü Yollarda, "Bir Osmanlı Gelse!"
Tarih, sadece savaşların değil, adaletin de günlüğüdür.
Kanuni Sultan Süleyman’ın bir mektubuyla Avrupa’da dansı yasaklattığı, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethederken gayrimüslim halka "Canınız ve malınız emanetimdir" dediği, Yavuz Sultan Selim’in kutsal emanetleri devralırken "Hadimü’l-Haremeyn" (Haremeyn’in hizmetkârı) olmayı şeref saydığı o devirleri özlemle anıyoruz.
O günlerde bir Müslümanın ayağına taş değse, cevabı İstanbul’dan gelirdi.
O günlerde "küffar" dediğimiz dünya, katliam yapmaya değil, yapacağı haksızlığın hesabını nasıl vereceğini düşünmeye odaklanırdı.
Bugün ise sığındıkları deri bankalarında şehitlerin bedenlerini parselleyen, bebekleri açlıkla ve füzeyle terbiye etmeye kalkan bir barbarlık, karşısında duracak o "Osmanlı Heybetini" bulamamanın verdiği cüretle hareket ediyor.
İslam Dünyası, Bir Dev Uyuyor mu?
Nerede o İslam dünyasının liderliği?
Nerede o "Müminler kardeştir" düsturunun ete kemiğe bürünmüş hali? Bugün İslam dünyası, kendi içinde bitmek bilmeyen çekişmelerin, suni sınırların ve küresel güçlerin kurduğu tuzakların oyuncağı haline gelmişse, bu sadece düşmanın gücünden değil, bizim kendi köklerimizden kopuşumuzdandır.
Kendi atasına "Kızıl Sultan" diyen, kendi tarihini Batı’nın ağzıyla eleştiren bir zihniyet, bugün İsrail’in ve ABD’nin akıl dışı zulümlerine karşı ancak "kınama" yayınlayabilir.
Uyanışın Şifresi Köklerimizde Saklı
Kalk Atam Fatih! Kalk Atam Yavuz! Kalk Atam Kanuni! Sizin kurduğunuz o adalet terazisi bugün paramparça. Mazlumun kanı nehir olup akarken, İslam dünyasının sessizliği ciğerleri yakıyor.
Ancak unutulmamalıdır ki; tarih tekerrürden ibarettir.
Bu coğrafya, her karanlık devrin sonunda kendi kahramanlarını doğuracak ferasete sahiptir.
Bizim ihtiyacımız olan şey, sadece geçmişin yasını tutmak değil, o ecdadın taşıdığı "Zalime Yavuz, Mazluma Yunus" olma iradesini yeniden kuşanmaktır.
Kendi atasına düşman olanın değil, atasından aldığı sancakla haksızlığa "dur" diyenlerin safında durma vaktidir.
Aksi halde, sadece tarihimizden değil, bugün gözlerimizin önünde can veren o masum bebeklerin vebali altından da asla kalkamayacağız.