(“5 dakika tefekkür”):
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Bilindiği üzere; son yıllarda “Türk Dünyası” ile ilgili “siyasi haberler”in yanında “kültür-sanat” bakımından da “müspet” bazı yayınlar gün yüzüne çıkmaktadır. Bunlardan biri de “Eski Türk Boyları” isimli kitap olup “Prof. Dr. Ahmet Taşağıl” imzasını taşımaktadır. (Bkz: Türkiye Gazetesi; 09.03.2026, sy. 2)
Bu eserde; MÖ. 3’ncü yüzyıldan MS. 10’uncu yüzyıla kadar Orta Asya’da, Volga Irmağı’nın doğusunda yaşamış Türk boyları ele alınmaktadır. Ancak; “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye”de kaydedildiği ve önemle üzerinde durulduğu hâlde, pekçok eserde görülmeyen/dillendirilmeyen bir hakîkat vardır ki o da “Nûh Aleyhisselâm”ın torunlarından “Yafes” soyundan olan “Türklerin”; bugünkü “Cudî dağı” çevresinden göç ederek “Ötüken’e yerleşmek suretiyle buradan dünyâya dağılmaları” mes’elesidir.
Diyoruz ve bunu bir kerre daha hâtırlattıktan sonra, bu vesile ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Sizleri başbaşa bırakalım istiyoruz.
Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
= = = ( * * * ) = = =
“Devlet kuran, kurduran; târih boyu duran Türk;
Sinsi-zâlim düşmana; mertçe-aş’kâr vuran Türk;
Irak,Ürdün, Suriye; soyca/kökten İran Türk!..
“Ötüken”den çok önce, “Nûh Baba”nın yanında;
“Cudî Dağı” çevresi, “nûrlandı” bir ânında!..
Sonra nüfus çoğaldı, o “mekân”a sığmadı;
Verim yıl-yıl azaldı, “geyvan” hayvan sağmadı;
Yağmurlar pek seyreldi, damla yere ağmadı!..
“Nûh Baba” torunları, “macera” var kanında;
“Hicret” dedi “göç” etti, “kervan” düzdü ânında!..
“Kuzey”den tâ “kuzeye”, yol aldılar aylarca;
“Kona-göçe” gittiler, “âşık-mâşuk” ararca;
“Ötüken” son “mekân”dır, kavuştular hep “yâr”ca!..
“İksir” oldu yeni yurt, kuvvet oldu kanındı;
“Yaşlılar” bi genceldi, “hörelendi” ânında!..
“Sular: Berrak/çağlayan”, “otlar diz boyu” gelmiş;
“Börtü böcek ve kuşlar”, güzelden de güzelmiş;
“Beli bükük yaşlılar”, “gencelmiş” ve “düzelmiş!..”
“Ab-ı hâyat” bir mekân, “cıvıl cıvıl” kanında;
“Sayrular” ayaklandı, “dermân” buldu ânında!..
“Gebe: İkiz” doğurdu, buzağladı “danalar”;
“Kırk çıkması” beklenmez, işe koştu “analar”;
“Doldu-taşar fıçılar”, “aç-kapa”da “vanalar!..”
“Cennet gibi” bir mekân, huzur-güven canında;
“Hakan: Buyruk” verende, cem oldular ânında!..
Çoğaldılar/taştılar; “demir dağı” aştılar;
“Gün batımı” dediler, “Hazar”a ulaştılar;
“Karadeniz” yoluyla, “seller” gibi “taştılar!..”
“Uçsuz-bucak…” demeden, “yoldaş” kıldı yanında;
“Serdengeçti atlılar”, uçuverdi ânında!..
KAYIKÇ’Ali diyor ki, “Târih boyu duran Türk…
…Sinsî-zâlim düşmana, mertçe-aş’kâr vuran Türk…
…Irak, Ürdün, Suriye; soyca/kökten İran Türk!..”
“Ötüken”den çok önce, “Nûh Baba”nın yanında;
“Cudî Dağı” çevresi, “nûrlandı” bir ânında!..”